Dünyada milyonlarca insanı etkileyen astım hastalığında belirtiler zaman zaman tamamen kaybolsa bile uygun tedavi verilmediğinde atak risklerinin sürmeye devam edebileceğini belirten uzmanlar, alerjik hastalığı olan kişilerde astım gelişme riskinin daha yüksek olabileceğini, bu hastalıklarda belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini söyledi.
Ataklar halinde seyredebilen hava yollarının kronik iltihabi bir hastalığı olan astım, dünyada milyonlarca insanı etkiliyor. Hastalıkta hava yolları normalden daha hassas hale gelirken, çeşitli tetikleyicilere maruz kalındığında daralıyor. Hastalarda nefes darlığı, hışıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve özellikle gece artan ya da sabaha karşı belirginleşen öksürük ortaya çıkıyor. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, ataklar halinde seyredebilen astım hastalığında belirtilerin zaman zaman tamamen de kaybolabileceğini ancak altta yatan inflamasyon devam ettiği için uygun tedavi verilmediğinde atak risklerinin sürmeye devam edebileceğini belirtti. Bağışıklık sisteminin normalde zararsız olan maddelere karşı aşırı yanıt vermesi durumu olan alerjide ise, polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve küf mantarları en sık karşılaşılan alerjenler olarak öne çıkıyor. Burun ve alt solunum yolları bir bütün olarak çalıştığı için günümüzde "tek hava yolu, tek hastalık" yaklaşımının benimsendiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, sürekli burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı gibi alerjik rinit belirtileri olan kişilerde astım gelişme riskinin daha yüksek olabileceğini belirtti.
"Çocukluk çağında sigara dumanına maruz kalmak ilerleyen yaşlarda astım gelişme riskini artırmaktadır"
Astım ve alerjik hastalıklarda genetik yatkınlık önemli bir rol oynuyor ancak çevresel faktörler de hastalığın ortaya çıkışında belirleyici oluyor. Özellikle hava kirliliği, sigara dumanı, kapalı ortamlarda uzun süre kalma, ev içi alerjen maruziyeti ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı tetikleyebileceğini belirten Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Çocukluk çağında sigara dumanına maruz kalmak ilerleyen yaşlarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Ayrıca obezite, stres ve mesleki maruziyetler de bazı bireylerde astım belirtilerini kötüleştirebilir. Tetikleyicilerin tanınması ve mümkün olduğunca azaltılması hastalık kontrolünde önemli bir basamaktır" ifadelerini kullandı.
Astım tanısında en önemli unsur olan hastanın öyküsünde, tekrarlayan nefes darlığı, hışıltı, gece öksürüğü ve egzersizle artan solunum sıkıntısı tanı açısından yol gösterici oluyor. Solunum fonksiyon testleri ile hava yolu daralmasının objektif olarak gösterilebildiğini ve bronkodilatör sonrası düzelmenin tanıyı destekler nitelikte olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Yıldırım, "Gerektiğinde alerji testleri ile hastanın hangi maddelere duyarlı olduğu belirlenebilir. Erken tanı, hastalığın ilerlemesini önlemek ve yaşam kalitesini artırmak açısından büyük önem taşır. Tedavi sürecindeki temel amaç ise semptomları ortadan kaldırmak, atakları önlemek ve hastanın normal yaşam aktivitelerini sürdürebilmesini sağlamaktır" şeklinde konuştu.
Tedavinin temelini inhaler yoluyla kullanılan ilaçların oluşturduğunu, bu ilaçların doğrudan hava yollarına ulaştığı için hem hızlı etki gösterdiğini hem de sistemik yan etkilerinin daha az olduğunu anlatan Yıldırım, "Kontrol edici ilaçlar düzenli kullanılmalı, rahatlatıcı ilaçlar ise ihtiyaç halinde alınmalıdır. Tedavi başarısında inhaler cihazın doğru teknikle kullanılması kritik öneme sahiptir. Alerjik hastalıklarda ise alerjenden korunma, ilaç tedavisi ve uygun hastalarda immünoterapi seçenekleri uygulanabilir. Düzenli hekim kontrolü ile tedavi planı hastanın durumuna göre güncellenmelidir" dedi.
Belirtileri hafife almayın
Astım ve alerjik hastalıkların doğru yönetilmesinin bireyin yaşam kalitesini belirgin şekilde artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Ancak belirtilerin hafife alınması, düzensiz ilaç kullanımı ve kontrol muayenelerinin aksatılması hastalığın kötüleşmesine neden olabilir. Sık tekrarlayan öksürük, gece uykudan uyandıran nefes darlığı, egzersizle gelişen hışıltı ya da günlük yaşamı etkileyen alerjik şikayetler varlığında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile astım hastalarının büyük çoğunluğu aktif, üretken ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir’’ diye konuştu.
IHA
Yorumlar
Kalan Karakter: