Muhammed Ensar Ağca

Muhammed Ensar Ağca

Gündem, Siyaset

Korkma! Sönmez Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak

12 Mart 2020 - 10:12

Bir istiklal marşı yarışması yapılacak ve para ödülü konulacaktı. Akif, para olduğu için kendini geri plana attı. İhtiyacı vardı ama ülkesinin milletinin de bir marşa ihtiyacı vardı. Nihayetinde Mehmet Akif yarışmaya katılır, bir gece vakti kalkar aklına geleni kalemine döker Akif. Ancak ne bir kalem ne de bir defteri vardır Akif’in.  İçinden geçenleri elindeki kömürle tek tek duvara yazar Merhum Akif.

Korkma! Diyerek başlar merhum Akif istiklal ve bağımsızlığımızı anlatmaya. Korkma, korkma ki  senin bu topraklar, çatma o çehreni, kurban olayım sana ey nazlı hilal diyerek devam eder. Ve mecliste bu şiiri okuduğunda mebuslar Akif’i ayakta alkışlarlar. Ve o yarışmada Akif’in şiiri seçilir. Akif’e para ödülü verilir, aslında ihtiyacı da vardır ancak Akif “Bu milletimin marşı ”diyerek ödülü kabul etmez. Bütün eserlerini topladığı Safahat eserinde de İstiklal Marşını bulundurmaz.

İstiklal Marşımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 29 Ekim 1923 tarihinden günümüze kadar süren milli birlik ve beraberlik ruhunun simgesidir. Ay yıldızlı bayrağımızın göklere her çekildiğinde, her resmi törende büyük bir sevgi ve coşkuyla söylenen bir marştır. Yediden yetmişe, yaşlısı genci, kadını erkeği ile her cephesinde ayrı bir destan yazılan, Kurtuluş Savaşı’nın nihayetinin müjdesidir bu marş. İstiklal Marşının önemi, kurtuluş savaşında yaşanan olaylar ve bir milletin olağanüstü özgürlük tutkusunda kendini gösterir. İstiklal marşımız öyle bir marştır ki her dinlediğimizde ; kefensiz yatan kınalı kuzular, bayrağımızın kanat çırpması, kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda diyerek kanlarını halı gibi toprağa seren şühedayı hatırlatır bize, yaşamasak dahi gözümüzün önünden o acılar adeta bir film şeridi gibi geçer gider. Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım diyerek kurşuna göğsünü siper eden on beşliler ve bağımsızlığımızın sembolü olan bayrağımız yere düşmesin diyerek canını verenler, şehadetleri dinin temeli olan ezanlarımız dinmesin diye anadan, yardan vazgeçen nice yiğitler gelir aklımıza. Yani kısaca bir mürekkebin eseri değil; her okunduğunda göğsümüzü kabartan bir destanın yansımasıdır. Bu necip milletimizin kahramanlıklarıyla dolu bir günlüğüdür istiklal marşımız. 

Geçmiş, yeni neslin elinde şekillendikçe anlam kazanır. Gelecek neslimize olduğu gibi geçmişimize, ecdadımıza da borcumuzu tarihimizi yaşatarak, milletimiz için çalışarak Ödeyeceğiz. Her dönemin ilacı olan İstiklal Marşı’nı kelimenin tam anlamıyla anlayarak, ondan ders alarak bunu gerçekleştireceğiz. Geçmişimizin resmini çocuklarımıza hissettirerek geleceğin merdivenlerini hızla tırmanacağız. Ezeli istiklalimizi ebedi istikbale taşıyacağız.

Hiçbir şüphemiz yoktur ki İstiklal Marşı, istiklali uğruna can veren, varını yoğunu feda eden bir ulusun andıdır. Kurtuluş Savaşı sonrasında sağlanan inanç, duygu ve ruh mutabakatının belgesidir.

Akif’in ifadesiyle:
“Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılmaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın!”

YORUMLAR

  • 0 Yorum