Muhammed Ensar Ağca

Muhammed Ensar Ağca

Gündem, Siyaset

İstiklal Marşı

10 Mart 2021 - 23:05 - Güncelleme: 15 Mart 2021 - 13:36

 

Bugün  Mehmet Akif Ersoy’un kalemiyle, milletimizin bağımsızlık ve hürriyetinin sembolü olan İstiklal Marşımızın TBMM’ de kabulünün 100. yılını kutluyoruz. Bir milletin büyük sıkıntılarla karşılaştığı, bütün ufukların karardığı felaket dönemlerinde ayağa kalkmasını sağlayacak ruhu Mehmet Âkif ortaya koymuştur.

İstiklal Marşı, bizi “biz”  yapan ve bizi bir arada tutan en önemli değerimizdir. 12 Mart 1921’de Mehmet Akif Ersoy’un yazığı şiirin meclis kürsüsünden okunmasıyla adeta bir milletin yaşadıklarını kaleme almıştı Akif.

     Kurtuluş Savaşı sonrasında ordudan bir istiklal marşı yazılması talebi üzerine açılan yarışmaya para ödülü olduğu için Mehmet Akif girmez. Bu görev vatan görevidir onun için. Bu durum üzerine o dönemin maarif vekili Hamdullah Suphi Bey , Mehmet Akif’e şu mektubu gönderir:


"Pek aziz ve muhterem efendim;
İstiklâl Marşı için açılan müsabakaya, iştirak buyurmamalarındaki sebebin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstadanelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asil endişenizin icap ettirdiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç  vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetimi arz ve tekrar eylerim efendim."
Bu mektup üzerine vazife başa düşmüştür. Bir gün Akif bir arkadaşına çaya gittiğinde bir anda yerinden kalkar ve arkadaşı da Akif’in o halini bildiği için sesini çıkarmaz ve bir köşeye çekilir. Aradan bir süre geçtikten sonra Akif o evden çıkar ve gider. Merakla Mehmet Akif’in neler yazdığını merak eden arkadaşı odaya girer ve Akif’in kalem bulamadığı için tırnaklarıyla duvarı kazıyarak ; Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak! Diye başlayan ilk kıtayı yazdığını fark eder. Akif arkadaşının evinden ayrılarak hızlı hızlı Taceddin Dergahı’na gider.

Daha sonrasında Akif, bir gün arkadaşı Hasan Basri’ye anlattığı ifade ile “Öyle bir şey ki acaba şu İslam aleminde şuan ikinci bir kişi var mıdır ki üstünde bu kadar yük olsun? Ben bu satırları yazarken Peygamber Efendimiz’in hicret esnasında sığındığı Sevr Mağarasında “Korkma! Ey Ebubekir Allah bizimle beraberdir!” ifadesinden esinlenerek yazdım diyor.
Mehmet Akif’i ve onun hislerini anlamadan ne kadar yaşayabiliriz İstiklal Marşı’nı ?
        “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” derken Akif, o günkü şuur ve bilinç ile hissedebiliyor muyuz?
          Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal diyen Akif’i ne kadar anlayabiliyoruz ?
Acaba o gün o mecliste neden bu şiir ayakta alkışlandı?
İstiklal Marşımız basit bir şiirden ibaret değildir. Okurken aziz Türk milletinin Kurtuluş Savaşı destanını bizlere hissettiren, o dönemin her bir anına ışık tutan bir marştır İstiklal Marşı.
Bir gün Atatürk’e bu şiirin en çok neresini sevdiniz diye sorduklarında Atatürk şu cevabı vermiştir:
“Son iki mısrayı çok beğendim.
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır hakka tapan milletimin İstiklal.
Son iki mısra her şeyi anlattı. Ancak bu kadar özetlenebilir.” diyor Atatürk.
Tarihler 12 Mart 1921’i gösterdiğinde ise 1453 kelime ve 571 heceden oluşan İstiklal Marşımız  kabul edilmiştir.
Aziz Türk milletinin destansı Kurtuluş Savaşı yıllarına birebir tanıklık edilerek yazılan istiklal marşımızın; her bir kıtası ayrı bir destan, her bir satırı ayrı bir duygu içermektedir.
            Bugün bizlere düşen, milli mutabakat metnimiz olan İstiklal Marşımıza asıl ruhunu veren “istiklal , bayrak ,millet, din,hak , ezan ,şehadet ,hilal , yurt ” gibi kavramlardan rahatsızlık duyarak  yerli ve milli değerlerimize yabancılaşmış kişilere fırsat vermemektir.
Bugün bizlere düşen marşımızı sadece ezbere okumaktan ziyade, milli mutabakatımızı anlayıp, milli ruhumuzu canlı tutmaktır.
Mehmet Akif’in ifadesiyle: “Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın.”