Muhammed Ensar Ağca

Muhammed Ensar Ağca

Gündem, Siyaset

Hey On Beşli!

17 Mart 2021 - 22:56 - Güncelleme: 18 Mart 2021 - 11:34

Yıl 1915.
İtilaf devletlerinin saldırısı üzerine başlayan ve nice yiğitlerimizi, canlarımızı feda ettiğimiz  Çanakkale Destanı…
Mustafa Kemaller, Seyit Onbaşılar, Enver Paşalar ve daha niceleri…
“Sağ kolumu kaybettim ama sol kolumu da feda ederim diyen Mehmet Çavuş ve bu toprakları vatan yapan,dinimizi, dilimizi mukaddesatımızı muhafaza etme uğruna canını seve seve feda eden "komutanım benim tüfek bozulmuş tetik basmıyor" diyen askere;
“Tüfek sağlam oğlum senin parmağın kopmuş " denilen kahramanlık destanıdır Çanakkale.
O yıl  yurdun dört bir yanında mezun verememişti liseler. O yıl 18 yaşında olup henüz askerlik hizmetine çağrılmayan ve bedenleri gelişmiş, harbe elverişli, silah kullanmaya kabiliyetli olanlardan 15- 19 yaş arasındaki gençler cepheye çağrılmıştı.
Bu çağrı üzerine, Balıkesir, Bursa, Kütahya, Manisa, Adapazarı, İzmir, Aydın, Muğla ve Konya’nın, tahsillerinin ve hayatlarının henüz başındaki bu gençler, vatanın kendilerinden beklediği kutlu vazifeyi hakkıyla ifa etmek için azim ve inançlarıyla silâh altına koşacaklardı.
Büyük bir çoğunluğu 15-19 yaşında olan bu gençlerin, analarının,bu kınalı kuzularının, cepheye gitmesi anısına Anadolu’da yakılan meşhur “Hey On beşli ” adlı türküde de söz konusu durum anlatılmıştır. Burada sözü edilen “15’liler” Hicri takvime göre 1315 doğumlulardır. Türküde On Beşli gençlerden şöyle bahsedilir:
“Hey on beşli on beşli
Tokat yolları taşlı
On beşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı…
Onlar gidip dönemeyen 15’liler.
Onlar bir an olsun geri dönmeyi düşünmeyen yiğitlerdi…
Kimisi nişanlı, kimisi evliydi.
Kimisi bir ananın kınalı kuzusu, kimi eş, kimi baba…
Çanakkale Savaşı esnasında bir askerin anasına mektubunu ve anasının da oğluna cevabını paylaşmak isterim.
Yozgat’ın Sorgun kazasının Karayakup köyünden cepheye gelen Murat , bölükteki tıbbiye öğrencilerinden Şükrü’ye bir mektup yazdırır.
Kınalı Kuzunun  anasına mektubu:
 “Anacığım kardeşlerimi askere gönderirken başına kına koyma…Zabit efendi bana sordu cevap veremedim.Kardeşlerim de cevap veremeyip macup olhmasınlar.”

Bir müddet sonra Murat’ın anasından mektuba cevap gelir. Anasından gelen cevap şu şekildedir:
“Ey oğlum , gözümün nuru Murat’ım ! Zabit efendiye selam söyle…Biz kurbanlık koçları kınalar öyle kurban ederiz.Sen dört kardeşin arasında kurbansın.Sen İsmail’sin(as).Sen orada şehit olacaksın inşallah.Kurbanlık koçlar nasıl kınalanırsa , ben de onun için senin saçını kınalayıp gönderdim.”

Ve mektup Çanakkale’de Murat’a ulaştığında , Murat’ın kınalı başı çoktan Allah’ına kurban gitmiştir bile…
İşte Çanakkale’yi geçilmez kılan, Çanakkale’yi destan kılan Türk milletinin basiretidir.
Çanakkale eşi ve benzeri görülmemiş bir destandır. Çanakkale vatanın ve milletin bütünlüğü söz konusu olunca evlattan, anadan ve yardan vazgeçmenin, bir an bile geriye dönmeyi düşünmeyen, Mehmet Akif’in “Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı, / Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı” ifadesi ile nice kefensiz gencecik bedenlerin kanlarıyla toprağı suladığı yerdir Çanakkale., Bugün dahi gemilerin Çanakkale Boğaz’ından geçerken Çanakkale Boğazı geçildi değil “Çanakkale selamlandı” dedikleri topraktır.
Çünkü herkes bilir ki Çanakkale Geçilmez.