Muhammed Ensar Ağca

Muhammed Ensar Ağca

Gündem, Siyaset

Alma Mazlumun Ah'ını!

20 Şubat 2020 - 12:31

Milyonlarca mazlum çocuğu rehabilite etme kılıfı altında kamplara götürüp, onlara orada zulmeden, bugün bir virüsten dolayı ülkelerinde kaos yaşanmakta olan mazlumların canına, namusuna, mukaddesatına zalimce göz dikerek; onlara zulmeden zalim Çin’i unutmadık. Doğru olmasa dahi toplum içinde “Allah’ın sopası yok” diyerek her fırsatta kullandığımız bu söz bazen bir çok hissimize tercüman oluyor.

Doğu Türkistan’da kamplar kurarak, mazlum çocukları kamp kılıfı adı altında  zorunlu çalışma kamplarında tutsak etmeleri, mazlum kardeşlerimizin onurlarını kırıcı ve inançlarını, kültürlerini, dinlerini ve dine bağlılıklarını zayıflatacak her şeye maruz bırakmaları, Müslümanları camilerde, dinlerini öğrenme ve ibadetlerini yapma bakımından kısıtlamaları hala aklımızda. Meydanları akın edip ülkemizin dört bir yanında yapılan basın açıklamalarımızı, edilen dualarımızı, Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin feryatlarını hep birlikte duyduk.

Tarihten bir olay ile bağdaştıracak olursak; Nemrut, Hz. İbrahim (as)'le sözle, mantıkla başa çıkamayacağını anlayınca onu ateşe attırmış, fakat ateş İbrahim Aleyhisselâm'ı yakmamıştı. Allah’ın Peygamberini ateşe atacak kadar haddini aşan Nemrut, kendisine musallat olan ufacık bir sivrisineğin karşısında ne yapacağını bilemez duruma düşmüştü. Nemrut  sarayda odadan odaya kaçıyor, bütün hizmetkârlarını etrafında pervane etmiş, sivrisineğe karşı korunmaya çalışıyordu. Fakat bütün tedbirlere rağmen  sivrisinek Nemrut’un burnundan girmiş, Nemrut’un başı dönmeye başlamıştı. O andan itibaren Nemrut’ta  baş ağrısı başlamıştı, beyninde dolaşan sinek onu huzursuz ediyordu. Son çare olarak başını tokmaklattırmaya başladı. " beynine verdiği ızdıraptan tokmağın acısını duymuyordu. Başından kanlar akmaya başlamıştı, fakat o aldırış etmiyor, başını tokmaklatmaya devam ediyordu. Bir yandan da başını duvarlara vuruyordu. Hiç bir şey kâr etmemişti. Nemrut, başına yediği tokmaklarla kendinden geçmişti. Sivrisinek ise hâlâ beyninde dönüyordu. Çok geçmeden çırpma çırpına can vermişti. Ufacık bir sinek, uluhiyet dâvası güden Nemrut'un hayatına son vermeye sebep olmuştu...
Bugünkü durum da aynı bu şekildedir.

Efendimiz(sav) mazlumun bedduasını alanların kıyamete kadar iki yakasının bir araya gelmeyeceği hususunda “Mazlumun bedduasını almaktan kork! Çünkü onun bedduası ile Allah arasında perde yoktur. “ buyurmuştur.
“Bizim üstümüzde hiçbir güç yoktur” diyerek mazlum kardeşlerimize zulmeden Çin, başına gelen bir virüs ile tek tek yok olmaya başlamış durumdadır. Bu durum bizlere Yunus Emre’nin “ Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur” sözünü hatırlatmaktadır. Tarih buna şahittir. Zalimler mutlaka yaptıklarının bedelini ödemişlerdir.

İşledikleri zulümler hiçbir zaman zalimlerin yanlarına kâr da kalmamıştır. Er ya da geç, zalimler hak ettikleri cezayı bulmuşlardır.

Tarih, adaletsiz gücün yani zorbalığın nice medeniyetleri, devletleri helak ettiğini, yıkıp yok ettiğini anlatıyor. Firavunlar, Nemrutlar, Roma'nın kralları da güçlüydüler. Ama hiçbiri; zayıf Musa'nın, genç İbrahim’in, iffetli Yusuf’un karşısında tutunamadı. Ne ağır işkenceler, ne ateş ne de aslanlı arenalar.. Hiçbir şey mazlumların ahına galip gelemedi ve hiçbir zaman da galip gelemeyecektir.
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum