Çağrı Çakı

Çağrı Çakı

Siyaset, Gündem

Şeyh Cerrah'ta Başlayan Yangın Nasıl Tüm İsrail'i Ve Filistin'i Sardı?

17 Mayıs 2021 - 09:40 - Güncelleme: 17 Mayıs 2021 - 11:19

Şeyh Cerrah mahallesinde yaşanan olayların üstüne Dünya Kudüs gününde Mescid-i Aksa’da yaşanan protestolar, protestolara İsrail güvenlik güçlerinin sert müdahalesi ve Hamas başta olmak üzere Filistin direniş gruplarının yaşanan olaylar sonucunda İsrail’e verdiği cevap yaklaşık bir haftadır bölgeyi kan gölüne çevirmiş durumda. Bu yazı Şeyh Cerrah mahallesinde yaşanan olayların temelini anlatacak ve ardından 10 Mayıs’tan bu yana yaşanan olayları özetleyecektir.

Şeyh Cerrah mahallesinde yaşanan olayların temeli günümüzden çok eskilere dayanır. Mahallenin kuruluşu 1800’lü yılların ortasına kadar uzanır. Özetle 1859 yılında Yahudi asıllı bir İngiliz vatandaşının Kudüs’e ziyaretçi olarak gelen Musevi fakir ve ihtiyaç sahiplerinin konaklaması için kiraladığı bir arazide bazı yapılar inşa etmek istedi ve kendisine izin verildi. Böylece Şeyh Cerrah mahallesinin temelleri ortaya çıktı. Arazi çevresindeki taşınmazların tapusu ise Müslüman ailelerin elindeydi.

1865 yılında bölgeye ilk yerleşimler başladı. Uzun yıllar bölgede Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar bir arada yaşadı. Ta ki 1948’de İsrail devleti bağımsızlığını ilan edene kadar. İsrail’in devletinin ortaya çıkmasının ardından bölgedeki taşınmazların tapusu kamulaştırma ve satın alma yoluyla Yahudi derneklerin eline geçti.

1970’li yıllarda İsrail’de yapılan yasa değişikliğinden sonra 1940 yılından önce bir bölgede yaşadığınızın kanıtlanması durumunda bölgedeki yerleşimcilerin tahliye edilmesine ve bölgenin “asıl sahiplerine” geri verilmesine yönelik düzenleme yapıldı. Bu kararın ardından Şeyh Cerrah mahallesindeki taşınmazların tapusunu elinde bulunduran Yahudi dernekleri mahallenin Osmanlı döneminden itibaren Yahudi mülkiyetinde oluğunu belirterek Filistinlilerin evleri boşaltmalarını istedi.

Bunun üzerine Filistinliler mahkemeye gittiler. Mahkeme 1976’da Filistinli aileler lehine karar verdi, ve ailelerin yasal bir şekilde bu topraklara yerleştirildiğine hükmetti. İsrail mahkemesi, daha sonra, bir önceki kararını yok sayarak “yeni kayıtlara göre” toprak mülkiyetinin İsrailli derneklere ait olduğuna karar verdi. Oysa 2010’da hazırlanan bir BM raporu da pek çok örnek üzerinden İsrail’in mahalledeki Filistinli mülklerini kamulaştırma yoluyla nasıl gasp ettiğini göstermekteydi.

2008 ve 2009 yıllarında bir grup Filistinli ailelerden bazıları Şeyh Cerrah mahallesinden tahliye edildi ve evlerine Yahudi yerleşimciler yerleştirildi.

Kudüs Sulh Mahkemesi, 2019’da Yahudi yerleşimcilerin talebi üzerine mahallede oturan 12 Filistinli ailenin evlerini yerleşimciler lehine boşaltmalarına karar verdi. Karara göre, bu ailelerden 4’ünün ocakta evlerini boşaltmaları gerekiyordu. Ailelerin itirazı üzerine kararın temyiz edilerek yeniden mahkeme sürecinin başlaması kararlaştırıldı ancak İsrail Merkezi Mahkemesi, şubat ortalarında bu 4 ailenin itirazını reddetti.

İsrail Merkezi Mahkemesi, bu yılın başında da 7 ailenin evlerini Yahudi yerleşimcilere bırakmak üzere boşaltması kararı verdi. İsrail mahkemesi, 2 Mayıs’ta Şeyh Cerrah’taki 4 aileye, Yahudi yerleşimcilerle “anlaşmaları için” 6 Mayıs Perşembe’ye kadar süre tanıdı.
6 Mayıs akşamı tarafların kavga etmesi sonucunda Şeyh Cerrah mahallesi olayları başladı.



Kudüs Günü Kıvılcımı Yangına Çevirdi

Öncelikle Kudüs gününün hikmetine değinelim. Kudüs günü İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın yıl dönümlerinde Yahudiler tarafından kutlanır.
7 Mayıs Cuma günü namaz kılmak üzere Mescid-i Aksa’ya giden on binlerce Filistinli, 10 Mayıs’taki “Kudüs Günü”nde bazı İsrailli grupların planladığı yürüyüşte Harem-üş Şerif’e girmemesi için üç günlük bir nöbete başladı. Filistinlilerin Mescid-i Aksa nöbetine baskın düzenleyen İsrail polisi, Filistinlilere göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve ses bombalarıyla müdahale etti. 7 Mayıs müdahalesinde 205, 8 Mayıs müdahalesinde 90 kişi yaralandı. İsrail nüfusunun %20’sini oluşturan Arapların da birçok şehirde sokaklara inip protestolara karışması ile birlikte İsrail’in birçok şehrinde de sokaklar karıştı. Radikal Yahudiler ile Araplar arasında şiddetli çatışmalar yaşandı, şiddet bazen vahşet seviyesine ulaştı.

10 Mayıs’ta protestolardaki şiddetin artması ve çatışmaların Mescid-i Aksa içine sıçraması sebebiyle Filistin direniş grupları, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki Mescid-i Aksa ile Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki polisleri çekmesi ve gözaltına alınan Filistinlileri serbest bırakması için İsrail’e saat 18.00’e kadar çekmesi yönünde süre verdi. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, yaptığı yazılı açıklamada, Ortak Operasyon Odasının aldığı kararı duyurdu.

İsrail’in 18.00’e kadar verilen süreyi aşmasının ve müdahaleyi sonlandırmamasının ardından Ortak operasyon odası 18.00’da İsrail’e roket saldırısına başladı.
10 Mayıs’tan bu yana Hamas’ın liderlik ettiği ve diğer direniş gruplarını da tek çatı altında toplayan operasyon odası Gazze’den İsrail’e iki binin üzerinde roket fırlattı. İsrail genelkurmayı üç yüz kadar füzenin başarısız fırlatma sebebiyle İsrail’e ulaşamadan düştüğünü, bin kadar roketin Demir Kubbe hava savunma sistemi ile imha edildiğini duyurdu. Hava savunmasını aşan füzeler İsrail’de yerleşim yerlerine ve boş arazilere düştü. Roketler bazı bölgelerde yaralanmalara ve can kayıplarına sebep oldu.

İsrail’in Hamas’a verdiği karşılık ise oldukça ağır oldu. Gazze şeridine yapılan saldırılarda şu ana kadar en 40’ı çocuk olmak üzere yüzün üstünde sivil hayatını kaybetti.

Gazze'de Bulunan Roketler ve Demir Kubbe

Gazze’de bulunan direniş grupları özellikle 2010’dan sonra İran’ın yoğun teknik desteği ile büyük bir roket üretim kapasitesine ulaştı. İran, tıpkı Yemen’de, Lübnan’da, Irak ve Suriye’de kendi vekil güçlerine sağladığı teknik desteği Filistinli direniş gruplarına da sağladı.

Hamas zaten uzun yıllardır zaman zaman İsrail’e karşı roket saldırıları gerçekleştiriyordu ama 10 Mayıs’tan bugüne kadar geçen sürede yapılan roket saldırılarının daha önce bir örneği görülmemişti.

Saldırılarda Demir Kubbe hava savunma sisteminin performansı birçok kişi tarafından farklı şekillerde yorumlanıyor. Bu yorumlar birbirine zıt olsa da aslında her iki farklı bakış açısı da kendi içinde doğruluk taşıyor.

Demir Kubbe Başarılı Mı?

Demir kubbenin başarılı olduğunu savunanlar, sistemin gösterebileceği en yüksek performansı gösterdiğini ama Hamas tarafından atılan roket sayısının çok fazla olduğu için sistemin satüre olduğunu savunuyor. Yani sistem atılan roketlerin hepsine yetişemiyor.
Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre İsrail’in elinde en az 10 batarya Demir Kubbe bulunuyor. Her batarya 3 ya da 4 fırlatıcı içeriyor. Bir fırlatıcı da ise 20 füze atışa hazır bulunuyor. Yani İsrail’in elinde ortalama 600-800 arasında atışa hazır füze bulunuyor. Olası bir saldırı bu sınırın üstünde olduğunda Demir Kubbe tüm gücünü tükettiği için tekrar dolum yapılana kadar etkisiz kalıyor.

Demir kubbenin başarısız olduğunu savunanlar ise İsrail’de düşen roketlerin yarattığı hasarı gösteriyor. İsrail’de birçok şehir atılan roketler sonucunda hasar aldı, hayatını kaybedenler ve yaralananlar oldu. Belki de İsrail tarihi boyunca buna benzer bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kalmamıştı.

Bu noktada eklenmesi gereken önemli bir ayrıntı da Demir kubbenin yarattığı maliyet. Demir kubbenin kullandığı Tamir füzeleri ortalama 40-60 bin dolarlık bir maliyete sahip. Filistin’den atılan roketler ise oldukça basit yolla imal edilen ve sadece birkaç yüz dolarlık maliyete sahip silahlar. Yani 10 Mayıs’tan bu yana İsrail milyonlarca dolarlık bir maliyet ile karşı karşıya kalmışken Hamas’ın girdiği maliyet bunun yanından bile geçmiyor.

Çatışmaların Gidişatı Ne Olacak?

İsrail’de ki Netanyahu hükümeti yıllardır yolsuzluk davaları ile boğuşuyor ve ülke de uzun süredir net bir kazanın çıkmadığı bir seçimler serisi var. Netenyahu hükümeti oylarını arttırmaya muhtaç ve Gazze’ye yapılan saldırılar Netenyahu’nun oylarını arttırmak için etkili bir yöntem. Bunun yanında İsrail’in bölgedeki birçok Arap ülkesi ile ilişkilerini normalleştirmesi de bu ülkelerden gelecek tepkiyi azaltmış durumda. İsrail hükümeti tüm bu avantajları kullanarak Gazze üzerine ağır saldırılar gerçekleştiriyor.

Öte yandan Hamas’ın İsrail’e verdiği karşılık İsrail’in beklediğinden çok büyük oldu. İsrail’e düşen roketler sadece yerleşim yerlerine hasar vermedi aynı zamanda İsrail’in yarattığı yenilmezlik algısına da zarar verdi. Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları bugün yaptığı açıklamada roket saldırılarını altı ay devam ettirebilecek güce sahip olduklarını belirtti.

Özetlemek gerekirse altı ay boyunca sürecek bu denli bir roket saldırısı İsrail’in değil Dünya’daki hiçbir devletin altından kalkamayacağı sonuçlar doğurur. Uluslararası toplum, sokak olayları, can kayıpları, maliyet ve daha birçok etken içinden çıkılamaz ağır sonuçlara neden olacaktır.

Son sözü söylemek gerekirse Şeyh Cerrah mahallesinde yaşanan olaylar muhtemelen tekrar gözden geçirilecektir ya da mahallede yaşayan Müslümanların mahalleden çıkarılması olayların soğuması için daha ileri bir tarihe ertelenecektir. Bölge ülkeleri ve uluslararası toplumun devreye girmesi ile de yakında tarafların ateşkes yapması muhtemeldir.

Çağrı Çakı

YORUMLAR

  • 0 Yorum