banner56

Telefonum Olmadığında Ailemden Biri Ölmüş Gibi Hissediyorum

Telefonum Olmadığında Ailemden Biri Ölmüş Gibi Hissediyorum

Lise öğrencisi bir gencin yemeden içmeden yaşarım ama telefonsuz yaşayamam dediği bir ana tanıklık ettim. Paylaşacağım bu metin 11. Sınıf bir öğrencinin telefonunun elinden alındıktan sonra samimi bir şekilde kaleme aldığı satırları içeriyor. Eksiksiz bir şekilde paylaşmak istiyorum sizlerle…

“Öncelikle telefonun iyi ve kötü yönleri var. Ama telefon bir yaşam aletidir. Benim için telefon olsun yemek olmasın, su olmasın ama telefon olsun. Gece yattığımda telefon olmadığı zaman sanki kolum, ayağım yok gibi hissediyorum. Örneğin bir ödev bir ders çalışacağımda telefon olmadığı zaman hiç bir şey yapmak istemiyorum. Geceleri uykudan uyandıran tek şeydir telefon. Telefon olmadığında sanki dünyanın sonu gelmiş ve ölecekmişim gibi hissediyorum. Sigara nasıl bir insanı kendine bağlıyorsa, telefonda aynen öyle. Şöyle bir şey de var telefonun kötü bir şey olduğunu bildiğim halde onu bırakamıyor ondan kopamıyorum. Hayat sanki telefondan ibaret diye düşünüyorum. Öyle bir girdi ki hayatıma hiçbir şeysiz olur ama telefonsuz olmaz. Telefonum elimden alındığında sanki biri ölmüş gibi oluyor içimde. İçime öyle bir sıkıntı çöküyor ki o sıkıntıyı içimden söküp atamıyorum. Ailemden biri ölmüş gibi hissediyorum. Hiçbir şeyim olmasın ama telefonum olsun.”

Aslında bu tam bir vakadır. Uzmanlar buna nomofobi ismini koymuşlar. Yani tam olarak cep telefonu bağımlılığı. Nedir nomofobi; cep telefonu ile sağlanan iletişimden kopmaktan aşırı korkma anlamına geliyor. Bu bağımlılığın bazı belirtilerinden bahsetmek gerekirse; nedensizce sık sık saate bakmak ya da birkaç dakika diyerek telefonda saatler harcamak, çevrenizdekilere ekran karşısında geçirdiğiniz zaman hakkında yalan söylemek. Banyo ve tuvalete telefonla gitmek. Bağımlı olmadığını iddia etmek. Telefonsuzken kendimizi eksik gibi hissederek boşluk duygusu yaşamak. Şarj bitince kendini aşırı çaresiz hissetmek. Telefon olmayınca baş dönmesi, kalp çarpıntısı, nefes almada zorluk gibi bir tıkım sıkıntılar yaşamak. Bu ve buna benzer birçok belirti sıralayabiliriz.

AMA ALARM KURDUM SABAH O UYANDIRIYOR BENİ

Birçok bağımlılıkta yaşanan yalan söyleme, bir bahaneye sarılmaya nomofobide de karşılaşıyoruz. Sabah kalkar kalkmaz telefona sarılıyor, el yüz yıkamadan telefonda vakit geçiriyoruz. Telefon yastığımızın altında ya da elimizin ulaşabileceği en yakın yerde yerini buluyor. Telefonu uzak bir yere koysan sorusuna verilen cevap hep aynı. “Ama sabah telefonun alarmıyla uyanıyorum.” Basit bir çalar saatle çözülebilecek sorunu, hayatımızın büyük bir sorunu haline getiriyor, hayatımızdan çalmasına müsaade ediyoruz.

GENÇLER BU ALARM SİZİN İÇİN ÇALIYOR

Lise düzeyinde bir öğrenci topluluğuna günde kaç saat telefonda vakit geçirdiği sorulduğunda çıkan rakam korkunç düzeyde. Günde en az telefonla vakit geçiren öğrenci 6 saat zaman harcıyor. Haftada 42, ayda 180 saat… Sizleri bekleyen sorunların başında akademik başarısızlık, kişisel, aile ve okul sorunları, zaman yönetiminde başarısızlık, sosyal ilişkiler ve aktivitelerde azalma, gözlerde yanma elde uyuşukluk, halsizlik ve hayattan koparak amaçsız bir yaşam geliyor.

BU SORUNDAN NASIL KURTULABİLİRİZ

Öncelikle bunun bir sorun olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Telefon, teknoloji hayatımızda çok önemlidir fakat hiçbir zaman gerçek iletişimin yerini tutamaz. Yalnızlık duygusunu telefonla gidereceğimiz düşüncesini zihnimizden söküp atmamız gerekiyor. Çok zor belki ama telefonu bir süre evde bırakmak, kullanım süresini kısıtlamak, planlı programlı kullanmaya çalışmak çözüm için başlangıç olabilir. 

ALDATICI GEÇİCİ BİR DÜNYA

Hayat hikâyemiz “story”lerde ki gibi 24 saat ulaşılabilen, 30 saniye görüldükten sonra kaybolan hayatlar olmamalı. Hayır! Hayır! Benim hayatım 24 saatte silinebilecek bir hayat olmamalı. Ben bunu kabul etmiyorum. Yapıp ettiklerimiz, yaşayıp sunduklarımız bir ömür kalabilmeli. Evet geçici bir dünyadayız ebedi bir hayat bekliyor bizi. Ama bu dünya bizden gelip geçiveren 24 saat içerisinde kayboluveren bir hayatı da hem istemiyor hem hak etmiyor. Telefonun esiri olmadığınız bir hayat dilerim…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Caner Akgün
Caner Akgün - 3 hafta Önce

Kaleminize sağlık. Çağın problemini çok güzel ifade etmişsiniz.

Faruk Gökgöz
Faruk Gökgöz - 3 hafta Önce

Tesekkur ederiz.Rabbim bu yazı vesilesiyle biz insanlara hidayet versin.Cagimizin bu hastaligindan kurtulmak duasıyla.Vesselam.

banner23

banner22