banner56

YEDİ DULLAR MASALI

YEDİ DULLAR MASALI
YEDİ DULLAR MASALI


                    Evveli bir
varımış bir yoğumuş. Bir adamın bir kız çocuğu varmış. Bu adam sığır
güden bir çobanmış. Çobanın kapısı önünde de büyük bir ardıç ağacı
varmış.
 Çobanın karısı bir gün çocuğunu uyutmuş, evinin kapısı önüne oturmuş, düşünmeye başlamış:
 Çocuğum
büyürse, büyüyüp de gelin olursa, onun da bir çocuğu olursa, o çocuk da
büyüyüp dedem eben evi deyi bizim eve gelirse, gelip de ardıç ağacına
çıkarsa, ardıç ağacından düşüp de ölürse, ben ne yapacağım diye
başlamış ağlamaya:

 ---- Vay kuzumun kuzusu, vay kuzumun kuzusu, deyip ağlarken, mahalleli başına yığılmış
 ----  Yahu derdin nedir, niye ağlıyorsun ? Dediklerinde çobanın karısı hem ağlayıp, hem anlatmaya başlamış
 ---- 
Kızımın çocuğu olmaz değil oldu, büyümez değil büyüdü, ebem dedem evi
deyi geldi, şu ardıç ağacına çıktı, oradan düştü de öldü, deyince,
komşular:
 ---- Anam demişler, çocuk ağzının sabunuyla yatmasın, sizin davarınız filan varsa kesin de yemek verelim.
 Meğer komşuların canı da et istermiş, bu vesileyle et yemek sevdasına düşmüşler. Kadın:
 ---- Aman bacım, anam bizim bir şeyciğimiz yok, yalnız şu topal ineğimiz var demiş. Komşular:
 ---- Aman varsın topal inek olsun, keseriz bir kazana koruz, pişiririz yeriz demişler.
 İneği kesmişler, kazana koymuşlar, başlamışlar haşlamaya....
 Akşam olunca,  çoban evine dönmüş ki ne görsün... Evinin önünde bir kazan kapalı.
 ----
Eyvah demiş. Bu kazan neyin nesi ki ? Evin önü de pek kalabalık. Benim
küçük kıza bir şey mi oldu acaba? Diye düşünceli düşünceli evin
kapısına gelmiş, karısına:
 ---- Ne oldu kız, çocuğu bir şey mi oldu?
Karısı
“Gel gel, ne olacak, kızımız büyümez değil büyüdü, yürümez değil
yürüdü, gelin olmaz değil oldu, çocuğu olmaz değil oldu, çocuk dedem,
eben evi deyi geldi, ardıç ağacına çıktı, oradan düştü de öldü deyince,
adam:
 ---- Allah senin gibi delinin belasını versin. Ben senin gibi
deliyle nasıl yaşarım? Ben koyup gideyim diye diye evi terketmiş.
 Adam gide gide bir evin kapısına gelmiş. Kapıyı çalmış, Karşısına bir kadın çıkmış ve ne aradığını sormuş. Adam:
 ---- Tanrı misafiri kabul eder misiniz ? Kadın:
 ---- Biz seni misafir ederiz amma atına yer yok. Adam:
 ---- Siz beni misafir alın da atım nerede yatarsa yatsın deyi içeri girmiş.
 Meğer o evde de yedi dullar yaşarmış. Kendisini misafir eden kadın adama:
 ----
Bak demiş biz yedi tane dul kadınız. Akşam olunca toplanırız,
kaldırmadık taş altı bırakmayız. Ben seni neriye saklıyayım deyince,
adam:
 ---- Beni şu yüklüğe sakla. Ben orda hiç tık etmem. Burada bir gece kalırım, sabah olunca da giderim.
Kadın kabul etmiş, adamı yüklüğe saklamış. Akşam olunca yedi dullar toplanmışlar, birisi:
 ----
Ee dullar, günde galdırmadık taş altı komadık, her şeyi konuştuk. Amma
niye dul kaldığımızı hiç konuşmadık. Bu Akşam niye dul kaldığımızı
konuşalım deyince hepsi kabul etmişler ve başlamışlar anlatmaya:
 1.
Dul--Benim dul kalmama sebep olan olay şudur: Eve bizim herif bir koyun
kuyruğu getirdi. Yarısını yedik, yarısını da ben yastığın altına
sakladım. Kuyruk orada kokmuş, kurt düşmüş. Bir de baktım ki ne
bakayım... Kurdun birisi yastıkta uyuyan kocamın yüzünde dolaşıyor. Ne
etsem de kurdu herifin yüzünden alsam? Elimle alsam herif uyanacak,
çöple alsam herif uyanacak. Pabucu aldım bütün kuvvetimle kurdun üstüne
vurdum. Bunun üzerine herif beni boşadı. Bu suç mu yoksa kader mi?
 2.Dul—Bir
gün eve misafir geldi. Kocam; kadın bir şerbet et de getir dedi. Kocam
da bakkal. Bakkal dükkanında ne kadar şeker çuvalı varsa hepsini aldım,
kuyuya döktüm. Şekerler kuyuyu dadırtmadı. Baktım olmuyor, şerbet oldu
diye misafirlere götürdüm. Kocam şerbetin tadına baktı ve,
 ----Hani yavu bunun tadı ? Kadın:
 ----Ne
yapayım, dükkanda şeker şeker koymadım, hepsini kuyuya döktüm
dadırtmadı. Bunun üzerine herif bana kızdı ve beni boşadı. Altı tane
dul “Senin ki daha iyiymiş” demişler ve üçüncü dula, bir de sen anlat
bakalım demişler.
 3.Dul—Benim efendim de Ramazan geliyor diye eve
kuşun sütünü taşıdı. İncir, fındık, fıstık, leblebi....aklına ne
geldiyse eve doldurdu. O günlerde eve bir dilenci geldi. Adını sordum,
 ----Amca senin adın ne?
 ---- Ramazan
 ----Demek
beklediğimiz, uğruna kuşun sütünü aldığımız Ramazan sensin ha? Biz de
seni bekliyorduk. Dedim ve ne aldıysak Ramazan’ın sırtına yüklettim,
koydu gitti. Akşam olunca kocama herşeyi anlattım, bunun üzerine beni
boşadı. Bu suç mu kader mi?
 4.Dul—Kocam bana kına yakın, kınalı
kadını seviyorum dedi. Ben de tuttum, tepemden tırnağıma kadar bir kına
yakındım. Gün gitti ben gittim, gün gitti ben gittim. Herifin
dükkanının önüne çıka varmışım. Millet başıma bindi. Herif de bana
sahip çıkmamış, elaleme rezil olmayayım diye. Akşam geldi,
 ---- Kız sen ne arıyordun çırşıda,
 ---- Ee sen kına yakın dedin ya...
 ---- Yakın dediysem çarşıya mı gel dedim?
 ----Kınam kurusun diye gün gitti ben gittim, bir de baktım ki çarşıya varmışım deyince beni evden koydu ve boşadı.
 5.Dul—Benim
de efendim dedi ki: “Bir yeşillik pişir.Canım bir yeşillik istiyor”
Yeşil ne var, ne var düşündüm taşındım....Sandıkta, dedemden kalma
yeşil emir sarık buldum. Sarığı makas ile kestim, kestim, sardım et
ilen. Akşam oldu, herif bir asıldı kopmuyor, iki asıldı kopmuyor.
 ----Ne bu kız?
 ----Yeşillik...
 Beni de bunun için boşadı.
 6.Dul—Benim herif de dedi ki: “Kadın şu evi ha bir temizle ne olur.”
 Ben
de sabunla temizlenir sanıyordum. Bir torba sabunu ıslattım kazana. Her
yeri cilaladım, sıvadım. Tabanını da cilaladım, sıvadım. Herif geldi,
kapıdan:
 ---- Oh ...derken... Ayağı kaydı, şırangadan ağzı yukarı düştü, kafası yarıldı.
 ---- Kız ne bu?
 ---- Ee sen temizle dedin., ben de temizledim. Temizlik sabunla olmaz mı?
 ----
Olur amma, böyle değil. Düştüm işte kafam yarıldı. Çık çık Temizlik
sabunla olmaz, toprakla olur. Ben de bunun için boşandım.
 (Masal anlatıcı kadın 7. dul kadının hikayesini hatırlayamamıştır.)
 ----
Ha demiş adam sakladığı yerden. En akıllısı gene benim avratmış. Benim
avrat gibi deli yok sanıyordum ya demiş, ellerde neler varmış demiş ve
sabah olunca gerisin geriye evine dönmüş.
 ---- Aman avrat senden
beter neler gördüm, yeni anladım dünyanın ne olduğunu. Gene sen bayakı
akıllı avratmışın diyerek mutlu olarak yaşamışlar....

(Not:Masal derleme olup,anlatıcının ifadeleriyle aktarılmıştır.)

Source: Karaman Haber
Güncelleme Tarihi: 08 Mayıs 2008, 17:39
banner71
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner23

banner22