Prof. Dr. Nurettin Güz, 12 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirdi

Prof. Dr. Nurettin Güz, 12 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirdi
banner52
Seçimler bitti, sandıklar açıldı ve sonuçlar açıklandı... Peki bu sonuçlar nasıl değerlendirilmeli, siyasiler bu sonuçları nasıl değerlendirmeli. Prof. Dr. Nurettin Güz, sandıkta

Seçimler bitti, sandıklar açıldı ve sonuçlar açıklandı... Peki bu sonuçlar nasıl değerlendirilmeli, siyasiler bu sonuçları nasıl değerlendirmeli. Prof. Dr. Nurettin Güz, sandıktan çıkan sonuçlara göre seçmenin, tercihini bir kez daha istikrardan yana kullandığını söyledi. Muhalefetin kendisine çeki düzen vermesi gerektiğini ifade eden Güz'e göre iktidara seçim sonrası büyük iş düşüyor.

Türkiye, Erdoğan'ın balkon konuşmasındaki sözlerini tartışıyor. Muhalefetten helallik isteyen ve toplumun her kesimini kucaklayan mesajlar veren Erdoğan, anayasa değişikliği için de ilk startı verdi.

Peki Türkiye'nin seçimi, muhalefet ve iktidar için nasıl değerlendirilmeli? Siyasal iletişim uzmanı Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Güz'e göre bu sonuçlar malumun ilanından başka bir şey değil. İşte Güz'ün seçim değerlendirmesi;

Sizce seçim öncesindeki beklentiler gerçekleşti mi? Tahminlerdeki sapmalar nasıl oldu?

Aslında açıklanan seçim sonuçları biraz da malum ilanı gibi bir anlam taşımaktadır. Seçim öncesi tahminlerdeki sapma, bazı çevrelerin de etkisiyle, CHP’nin daha fazla oy alabileceğine ilişkin bir beklenti oluşmasına neden olmuştur. Açıkçası bu durum, seçim sonuçlarına ilişkin beklentide sapmalara sebep oldu.

Seçim süreci değerlendirildiğinde, AK Parti ile ilgili beklenti bir kaç puan gerideydi. CHP öngörülenden % 2-3 oranında daha az oy alırken, AK Parti öngörülenden % 2-3 daha fazla oy aldı. Kamuoyu araştırmaları ve bir kasım medyanın CHP’yi önde görme ve gösterme çabaları sonuçlardan da görüldüğü gibi tutmadı.

Seçmenin sağduyusu ile ilgili ne söylenebilir?

Hemen her seçim öncesi ve sonrası seçmenin sağduyusundan söz edilirse de siyasetin daha merkezinde yer alanla,  bu sağduyuyu pek dikkate almadan durum değerlendirmesi yapmaktadır. Seçim sonuçlarının belirlenmesinde, seçmenin kesin bir sağduyusu her zaman vardır. Sonuçlardan da görüleceği üzere seçmen "AK Parti’ye istikrar için sana oy veriyorum, ama Anayasayı tek başına değiştiremezsin, hatta değişiklik tekliflerini tek başına halk oyuna götüremezsin" mesajı verirken CHP’ye ise "muhalefet yap ama bazı bölgelerde ve özellikle doğuda yaptıklarını onaylamıyorum. Oyunu yükseltmek istiyorsan, popülizmin ötesinde bir şeyler yap" demiştir. Seçimlerde milletvekili sayısı düşen MHP'ye ise seçmen, "şayet iktidar olmak istiyorsan Türkiye’yi kucaklayacak, sadece eleştiriye değil ülke sorunlarına yönelik de politikalar geliştirmeli, tepeden tırnağa yenileşmen gerekir" mesajı vermiştir.

Tüm bu mesajlar irdelendiğinde aslında 12 Haziran seçimlerinin tek bir yorumu vardır.  Seçmen, mevcut istikrardan memnun olduğunu, iktidarı eleştirse de istikrarın bozulmamasını istediğini belirtmiştir. Yani seçmen bir kez daha tavrını istikrardan yana koymuştur. 

Muhalefet ne yapabilirdi?

Seçim kampanyalarında da görüldüğü gibi seçim tartışmalarının odağında ülke ve millet sorunlarına ilişkin çok az şey tartışıldı. Ekonomi, insanların gelir ve giderleri, iç ve dış borçlanma seçmenin ne kadar gündemine gelebildi? Gelişmiş hemen her ülkenin en önemli seçim argümanı dış politikadaki mevcut politikalar ne oranda tartışılabildi?

Türkiye’nin gelecek dört yılı, 10 yılı, 20 yılına ilişkin hangi projeksiyonları siyasi partiler gündeme getirip seçmenin günlük tartışmaları arasına koyabildi?

Son seçimler gösterdi ki, sadece iktidar partisine yönelik, bilgi ve belgeye dayanmadan ortaya atılan iddialarla yürütülecek bir seçim kampanyası seçmeni fazla etkilemiyor. Siyasi partilerin seçmenin gündemine girebilmesi için daha ayrıntılı analizler üzerine inşa edileceği gerçekçi politikalara ihtiyacı olduğu dikkati çekiyor. Hiçbir gerçek veriye dayanmadan yapılan vaatlere Türk insanı artık pirim vermiyor. "Başkası ne veriyorsa ben daha fazlasını hatta iki katını vereceğim" diyen Demirel mantığı, size iki anahtar vermeye söz veriyorum vaatleri de seçmene cazip gelmiyor. Seçmenin partilere verdiği diğer bir mesaj, dersinize iyi çalışındır.

Bu seçimden ne dersler çıkarılabilir? Geleceğe yönelik olarak partiler ne yapabilir?

Seçmenin her partiye verdiği dersler farklıdır. AK Parti’ye mevcut politikalarını onaylıyorum, ama yeni bir Anayasa için diğer partilerle anlaş, CHP’ye daha fazla halka in ve demokrasi yolundaki çalışmalarını sürdür, MHP’ye seni dikkate alıyorum, kendini yenile mesajı vermiştir.

Geleceğe yönelik olarak bu seçim çok güzel mesajlar içermektedir. Diğer parlementer sistemlere bakıldığında, bir kaç istisna dışında,  hemen her ülkede seçmen üç dönemden fazla bir partiye üst üste iktidar şansı vermemektedir. AK Parti’nin bir sonraki seçimlerde iktidar olabilmesi çok zor. Türkiye’deki seçmen profiline bakıldığında sol oyların % 20 – 30 aralı-ğında olduğu düşünüldüğünde, CHP’nin de iktidar olabilmesi de pek mümkün görülmüyor. Mevcut şartlar devam ettiği takdirde iktidarın yeni adayı yeni bir sağ parti olabilecektir. Bu sağ parti toparlayabilirse MHP, toparlayamazsa yeni bir sağ parti olacaktır.

Seçimlere herkes saygılı olacak, uzlaşma kültürünü geliştirecek, Türkiye daha güçlü olarak yeni ufuklara yol alacaktır.

 


Source: Karaman Haber
Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2013, 02:00
banner36
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER