Bir gün öleceğimizi bile bile yaşıyoruz.
Bir gün, nefessiz kalmayacakmış gibi nefes alıyoruz.
Kimsenin sahiplenemediği dünyaya kazık çakacakmış gibi sahipleniyoruz.
Kalıcıymış gibi geçici zevkler peşinde koşuyoruz.
Yazar : Ayşegül Onurlu
Kaybedeceğimizi bile bile başarısızlığa adım atıyoruz.
Birbirimizi öldürüyor ve dört yanı duvarlı hücrelere atıyoruz, sonra hepimiz toplanıp savaşta birbirimizi öldürüyoruz.
Birbirimize acı çektiriyoruz binlerce yıldır bilerek isteyerek, ama başka birisi bir başka mazluma acı çektirdiğinde mazlumların bekçisi kesiliveriyoruz ahmakça.
Aslında yılmadan korkusuzca korkuyoruz kendimizden ve birbirimizden.
Dedim ya öleceğimizi bile bile zulmediyoruz korkmadan.
Peki ya ölmekten ne diye korkuyoruz? Dünyanın bu rezil rüsva sistemini terk edip toprağa, geldiğimiz yere teslim olmak varken, sulanmış ve kokuşmuş sistemin ceremesini çekiyoruz.
Biz insanlar, yaşam ile ölüm arasındaki o iki ince çizgi arasında barınıyoruz; umut ve inkâr.
Umudu kullanıp yıllar boyunca bir damla mutluluk uğruna, kötülüğün ve rezilliğin binlerce damlasını inkâr ediyoruz.
Sevgiyi inkâr ediyoruz. İki canlının silahlanıp birbirini öldürmesini, el ele tutuşmasına tercih ediyoruz.
Öyle ki sevmeyi ve sarmaş dolaş olmayı bile ayıplar olmuşuz. Bilmiyor muyuz kapıdan her çıkışta “El âlem ne der?” diye düşündüğümüzü? Biliyoruz.
Bilinçsizce biliyoruz. Benliği kafesten çıkarır çıkarmaz yüzlerimiz kızarıyor. İnsanların gözlerinin içine bakıyoruz. Ne düşünüyorlar acaba? Aslında hiçbir şey düşünmüyorlar. Düşüncesizce yargılıyorlar sadece.
Onlar toplum. Onlar sadece bir çeşit sürü. Kanser, hastalık, gereksizlik abidesi..
Eğer zincire, kafese ve sosyolojik tecavüze sanatsal bir yorum getirmeye çalışsak, toplumun heykeli yapılır.
Trajik bir komedidir insan türü. Kim ne derse desin bu kesinlikle böyledir. Düşünebilme ve ne düşündüğünü düşünebilme yetisine sahiptir, ama her şeyi tüketir düşünmeden.
Öyle ki para denilen yapıyı yaratmıştır(!) özünü inkardan sonra. Çünkü bilinçaltında toplumu geliştirmek için yaratmış olduğu Yaratıcısı yetemiyordur. Yerine kendisi yeni tanrılar yaratmıştır.
Vahşi ve tüketen toplumun tek ürünüdür para. Para, (haşa) Yaratıcıdanıdan güçlüdür. Çünkü Yaratanı reddedebilirsin ama parayı reddedemezsin.
Para, dünyanın her yerindedir. Her şeye değer katıp, satışa sunabilir. Paranın ahlakı olamaz, örneğin, sermaye sana hayvanlar verir, o hayvanların gübrelerini satın alır o gübreyi daha da zenginleştirerek sana geri satar. Ama Yaratan öyle değildir. İnançlı biriysen bilirsin ki O sana mücadeleyi, gayreti ve helâli emreder. Dünyevi sisteme göre Yaratan fazlasıyla güçsüzdür paranın yanında.
Çünkü bu güne kadar onların zihninde tahayyül ettikleri yaratıcı para kadar yanardöner olmamıştır.
Kim ne söylerse söylesin. İsterlerse ciltler dolusu açıklamalar yapsın. Yanardöner para ahlaksız sistemin toplum ürünüdür.
Bilgisizce fikirler öne sürdük, yalanlar söyledik, hırsızlık yaptık, birbirimizi kırdık, birbirimizi öldürdük, fikirlerimizi öldürdük, düşüncelerimizi öldürdük, sansürledik, kafese kapattık ve kapatıldık, ağladık ve ağlattık, kin ve nefret dolduk, güvensizleştik, yıktık ve yıkıldık düşünmeden.
Sebebi bu, şu ve o demiyorum. Tek bir sebebi var; o da kafatasının içindeki o beyni kullanmadık.
İşte sebebi bu.
Aptallaştık, aptallaştırıldık. İçinde cevaplar barındıran kitapların, gözlerinin içine baka baka aptalca sorular sorduk. Cevapları gösterince de susturulduk.

İnsan sanıldığı kadar akıllı değildir. Bazıları zekidir, üreticidir ama akıllı değildir. Düşünebilir ama düşünmez. Bir de kendimize Homo sapiens deriz, yani düşündüğünü düşünebilen insan.
Binlerce yıllık leş tarihin eserlerine baktığımızda ne görüyoruz? Zekâ mı? Düşünce mi? Hayır
Aptallık görüyoruz. Baştan sona aptallık. Sınırı olmayan aptallık. Dünyanın yarısı ölürken, diğer yarısının horul horul uyuduğu bir aptallık.
Biz sapiens olamayız. Biz en iyi ihtimalle Homo sapiens stolidus sayılabiliriz, yani aptal bilge adam.
Bilinçsiz toplum, yanardöner para, pazarlamacı sistem.
Birbirleri arasındaki o muazzam ve kusursuz ticareti düşündüğümde lanet ediyorum.
Ancak her şeyi kaybettiğimiz zaman o lanet üçlünün hiçbir şeye yaramadığını anlayacağız.
Ama iş işten geçecek.
İşte o zaman insan olacağız. Durup düşüneceğiz.
Neden mi?
Çünkü biz aptalız.
Biliyoruz.
Aptal olduğumuzu biliyor ve bunu bilerek hala her aptallığı yapıyoruz..
Selametle..
Ayşegül Onurlu

Facebook Yorumlar

Facebook Yorumlar