banner33

Doğu Türkistanlı Bir Annenin Gözünden Ölüm

Bir Anne, İki Çocuğu ve "Ölümün En Acılı Hali"

Doğu Türkistanlı Bir Annenin Gözünden Ölüm
banner34

Ölüm…
Herkeste farklı bir anlam taşır.
Çünkü ölümün herkeste yaşanmışlığı farklıdır.

Kimisi annesini kaybeder, kimisi en sevdiği yakın dostunu, kimisi de eşini…

Her kesimce onlarca kez haykırıldı, anlatıldı.
Yazılar yazıldı, videolar paylaşıldı, acılarına ortak olunmaya çalışıldı.

Ama konu şu;
Her şey bizim zannettiğimden daha farklı.
Hani derler ya yaşamadan bilemezsiniz diye.
Onların acısı bambaşka.


Mutlu günlerin yaşanması hayalleri ile kurulmuş bir aile yuvası.

Sabahın olması ile birlikte anne, koskoca dünya içerisine sığdırılamamış bir güne daha gözlerini açar.
Çocukların yanına geldiğinde onların tatlı tatlı uyuduklarını gören anne, onları uyandırmaya kıyamaz. Hatta biraz daha uyusunlar ve üşümesinler diye çocuklarının üstünü örter.
O anne için hayattaki en sevdiği varlıkları çocuklarıdır. Hastalandıklarında canından can gider. Günlerce belki gözüne uyku bile girmez, çocukları onun kendisinden bir parçadır, onun canından bir parçadır. Kendi annelerimizden hatırlayalım, küçükken düştüğümüzde bile hüzünlü gözlerle gözlerimizin içine bakarak “Kuzum dikkat et, sana bir şey olmasına dayanamam” diyerek dizimize üfleyen annelerimiz…

İşte bu annede yaşamış oldukları bölgenin zulüm ve esaretin altında olmasından dolayı yeri geldiğinde bir parça ekmek bile bulamaz, bulduğu vakitte kendisi yiyeceği için değil, çocuklarının boğazından bir lokma ekmek geçeceği için sevinçten havaya uçan bir annedir.

Anne evinin direğini, çocuklarda akşam eve geldiğinde boyunlarına atladıkları, birlikte oyunlar oynayıp gülüp eğlendikleri babalarını, Çinli katillerin işkencelerinden dolayı kaybedeli henüz 3-5 ay olmuştur.

Anne gündüzleri iş ve ekmek bulmak için dışarı çıkar. Dışarı çıktığında hem çocuklarıma bir şey olur diye, hem de dışarıda kendisinin başına bir şey gelirde çocuklarım yalnız başına kalır korkusu ile gününü tamamlamaya çalışır.

Evde dünden kalma 2-3 yumurta ve birazda ekmek bulunur.
Aradan bir süre geçtikten sonra çocuklar uyanır. Buruk fakat umutlu gözler ile çocuklar annesinin boynuna atlarlar. Anne çocuklarına her defasında onlara son kez sarılıyormuşçasına sıkı sıkı sarılır. Çünkü onlar her dakikasını ölüm ve ayrılığın korkusu ile yaşamaktadırlar.
Çocuklar annesine “Anne babam artık gelmeyecek mi?” diye sorar.
Anne her sabah aynı soruyu duyar. Bu alışılamaz soruya o alışmıştır. Her cevap vereceğinde boğazı düğümlenir fakat söyleyecek bir sözü yoktur.
“Babanız bizi Cennet’te bekliyor kuzum” der.
Çocuklar “Biz babamızı çok özledik, niye gitmiyoruz o zaman, anne lütfen babama gidelim.” derler. Anne “Gideceğiz kuzum gideceğiz.” Demekten başka bir şey söyleyemez.

Kahvaltı hazırlanır, 2 çocuk 1 anne kahvaltıya otururlar…
Anne çocuklarına bir ekmek parçasını 2’ye böler önlerine koyar. Çocuklar “anne sen neden yemiyorsun” diye sorar. “Ben siz uyanmadan önce yedim kuzum” der.
Anne o gün sabahta çocukları tok kalsın diye güne aç başlamıştır.

Biranda yüksek sesle kapı çalar. Anne çocuklarını hemen mutfağa götürür. “Buradan Sakın Çıkmayın” der. Gelen yan komşu, çocuklarını da yanına almış “Durma kaç, geliyorlar yine!”.
Henüz 3-5 ay olmuştur kocasını kaybedeli. Bu seferde çocuklarını veya çocukları onu kaybedebilir. Çocuklarını almak için mutfağa koşar. “Hadi gidiyoruz.”
Çocuklarla birlikte gözyaşları içerisinde koşmaya başlarlar. Kapıdan dışarı çıktıklarında canilerle göz göze gelirler. Anne çocuklarına “durmayın koşun!” diye onları uzaklaştırmaya çalışır. Caniler anneyi yakalarlar. Anne kendisine değil de çocuklarına üzülmektedir.

Küçücük bedenleri ile kocaman zulümden kaçmaya çalışan çocuklar uzaklaşamaz ve canilere yakalanırlar.

Bir annenin dünyasının başına yıkıldığı andır o an.
Gözyaşlarının da fayda etmeyeceği, kendisinin bile sevmeye kıyamadığı yavrularının canilerin ellerine geçtiği karanlık bir an. Kendisinin sevmeye bile kıyamadığı, değmeye bile çekindiği çocuklarının minik bedenleri canilerin ellerindedir.
Çocuklarının gözleri yaşlı “Anne bizi kurtar!” dercesine gözlerinin içine baktığını gören annenin acısı tarif bile edilemez. O zalimlerin duygusu olmadığı için bir annenin gözleri önünde çocuklarına kıymanın ne demek olduğunu bilmezler, bilemezler.

Annenin gözleri önünde çocuklarının küçücük minicik bedenleri taşlarla sopalarla dövülmeye başlar.
Gözlerinden akan yaşlar bile bu acıyı anlatacak kadar büyük değildir.
Kıyamadığı, üşümesinler diye geceleri uyanıp üstlerini örttüğü yavrucakları elleri kolları bağlı bir annenin gözleri önünde parçalanıyor.
Koskoca dünyaya sığdırılamayan, minicik bedenler.
Zalimlerin ellerinde suçsuz günahsız yere paramparça edilen, ateşe verilen bedenler.
İşte o anne için ölümün anlamı bambaşkadır.
İşte bu acı tarifi edilemez, anlaması güç bir acıdır.

Suçları Müslüman olmak, suçları Türk olmak…

Ve bizler sustukça onlar katledilmeye devam edecek, bizler sustukça Müslüman olmak suç olacak, bizler sustukça Türk olmak suç olacak ve bizler sustukça insan bile olmak suç olacak!

O çocuklar senin kardeşin!
SUSMA! Dua et, kalbin ile buğz et.
Yapabildiğin ne ise sadece onu yap!
Bir şeyler yap… Fakat SUSMA!

Oğuz BEKTAŞ

Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2019, 15:43
banner36
YORUM EKLE
YORUMLAR
Suat kürekçi
Suat kürekçi - 3 hafta Önce

Susanlar.......susanlar varya....susanlar...işte onları nasıl bir akibet bekliyor...bir bilseler....avazları çıktıgı kadar feryat ederler...ama onların keyfi ellialtı derler ya ...bir eli yağda...bir eli balda...ama o bal tutan ellerine zamburlar yapışırsa acı yı bir nebzede olsa bilecekler...SABIR Annem...SABIR...Rabbimin EL-SABR ismiyle YASABIR diyerek akibetlerini bekleyelim...Rabbim sizleri .Evlatlarınızla..Eşlerinizle..Mallarınızla..Canlarınızla İMTİHAN ederim..kim SABRederse misli..mislini ecrini alacak..AncakBENSABREDENLERLEBERABERİM buyurmaktadır....Selam ve DUA larımızla.....suat kürekçi mahmudiye mah.muhtarı....

SIRADAKİ HABER