banner56

Karaman'lı Piri Reis Kimdir?

Karaman'lı Piri Reis Kimdir?
Karaman'lı Piri Reis Kimdir? Türk Amirali,
Asıl adı Muhiddin Piri olan Piri Reis'in 1465 - 1470 yıllan arasında Karaman'da doğduğu tahmin edilmektedir. Karamanlı Hacı Ali Mehmed'in oğlu ve Türk Denizcilik ekolünün piri sayılan Karamanlı Kemal Reis'in yeğenidir. O dönemde Karamanoğulları Osmanlı devletine katılmış, Fatih Sultan Mehmet'in emriyle, Beyliğin ileri gelenlerinden bir kısmı İstanbul'a, bir kısmı ise, Ege ve İsparta dolaylarına göç ettirilmiştir. Kemal Reis ve ailesi önce İstanbul'a, bir süre sonra Gelibolu'ya giderek orada yerleşmiştir. Bu yüzden bazı kaynaklarda Piri Reis'in Gelibolu'da doğmuş olabileceği ileri sürülmektedir.

Piri Reis'in Karamanlı olduğuna dair, amiral'in soyundan olan İstanbullu merhum Halil Sırrı Bey'in eşi Şerife Hanım'm bir konuşması şu şekildedir.
«— Kocam Halil Sırrı, 15/Mart/1932'de 62 yaşında iken öldü. Fırsat buldukça biz Piri Reis'in torunuyuz, der ve bununla övünürdü. Mütarekenin kara günlerinde itilafçılar, Boğazlıyan Kaymakam'ı olan akrabamız Kemal'i asmışlardı. Halil Sırrı bizi teselli için şunları söylerdi. «— Bizim millet yoluna verdiğimiz kurban yalnız bu değildir. Kanuni Sultan Süleyman da bizim dedemiz PİRİ REİS'i idam ettirmişti.» Halil Sırrı'nın babası Bahriye Nezareti mümeyyizlerinden Nazif idi. Hicri 1318 yılında 75 yaşında ölmüştür. Bunun babası Ahmet ve Ahmet'in babası 1 .nci Halil Sırrı da tersanede memur imiş. Kocamın bütün dedeleri denizcidir. Yalnız birinci dedesi Harbiye Nezaretinde memur imiş. Bunlara bakarak iddia ediyorum ki, oğulları  Ankara'da İş Bankası şefi Mehmet Sıddık, Muhiddin, Mehmet Cüneyt de Piri Reis'in torunlarıdır. Kocam, Piri Reis ailesinin vaktiyle Karaman'ın bir köyünden geldiklerini söylerdi. Fakat bugün o köyün ismini hatırlamıyorum. Halil Sırrı'nın elinde vesikalar da vardır. Fakat kitap sandıklarının içinde mi? nerede olduğunu şimdi bilemiyorum. Görümcem Salime de aynen kocam gibi söylerdi.»

Piri Reis eşsiz bir kartograf ve deniz bilimleri üstadı olmasının yanı sıra, Osmanlı deniz tarihinde izler bırakmış bir kaptandır. On yaşına geldiğinde, dönemin bütün Akdeniz'de nam salmış ünlü korsanı olan, sonradan devlet hizmetine giren amcası Kemal Reis'in seferlerine katılmaya başladı.

Piri Reis ve amcası Kemal Reis, uzun yıllar Akdeniz'de korsanlık yaptılar. 1486'da Granada'nın Osmanlı Devleti'nden yardım istemesi üzerine 1487-1493 yılları arasında Piri ve amcası, gemilerle Granadalı müslümanları İspanya'dan Kuzey Afrika'ya taşıdılar. 1499-1502 yıllarında Osmanlı Donanması'nın Venedik Donanması'na karşı sağlamaya çalıştığı deniz kontrolü mücadelesinde Osmanlı gemi komutanı idi. Piri Reis Akdeniz'de yaptığı seyirler sırasında gördüğü yerleri ve yaşadığı olayları, daha sonra Kitab-ı Bahriye adıyla dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyacak olan kitabının taslağı olarak kaydetti.

Piri Reis, 1511'de amcasının ölümünden sonra, bir süre için açık denizlere açılmadı ve Gelibolu'ya yerleşti. Burada, önce 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdi. Atlas Okyanusu, İberik Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yeni dünya Amerika'nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik parça, işte bu haritanın elde bulunan bölümüdür. Bu haritayı dünya ölçeğinde önemli kılan, Kristof Kolomb'un hala bulunamamış olan Amerika haritasındaki bilgileri içeriyor olmasıdır.

Piri Reis haritasını, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında, 1517'de padişaha sundu. Bazı tarihçilere göre, Osmanlı padişahı dünya haritasına bakmış ve 'Dünya ne kadar küçük...' demiştir. Sonra da, haritayı ikiye bölmüş ve 'biz doğu tarafını elimizde tutacağız..' demiştir.. Padişah, daha sonra 1929'da bulunacak olan diğer yarıyı atmıştır. Bazı kaynaklarca, günümüzde bulunamamış olan doğu yarısını, Hint Okyanusu'nun ve onun Baharat yolunun kontrolünü ele geçirmek amacıyla Padişahın yapacağı olası bir sefer için kullanmak istediği bile iddia edilmektedir.

Piri Reis seferden sonra, tuttuğu notlardan Bahriye için bir kitap yapmak amacıyla Gelibolu'ya döndü. Derlediği denizcilik notlarını bir Denizcilik Kitabı (Seyir Kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi. Kanuni Sultan Süleyman'ın dönemi, büyük fetihler dönemiydi. Piri Reis, 1523'deki Rodos seferi sırasında Osmanlı Donanması'na katıldı. 1524'de Mısır seferinde kılavuzluğunu yaptığı sadrazam Pergeli İbrahim Paşa'nın takdiri ve desteğini kazanınca, 1526'da gözden geçirdiği Kitab-ı Bahriye'sini Kanuni'ye sundu. Piri Reis'in 1526'ya kadar olan yaşamı Kitab-ı Bahriye'den izlenebilir. Piri Reis, 1528'de de ikinci dünya haritasını çizdi. Bugün elimizde olan Kuzey Amerika haritası bu haritanın bir parçasıdır. Sonraki yıllarda, güney sularında devlet için çalışan Piri Reis, bu dönemde, Hint Kaptanlığı yapmış, Umman Denizi, Kızıl Deniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz görevlerinde ise yaşlanmıştır.

Piri Reis'in Osmanlı donanmasında yaptığı son görev, acı olaylarla biten Mısır Kaptanlığı'dır. 1552'de çıktığı ikinci seferin son durağı Basra'da, tamire ve dinlenmeye muhtaç donanmayı bırakıp ganimet yüklü üç gemi ile Mısır'a döndüğü gerekçesiyle burada hapsedildi. Donanmayı Basra'da bırakması, Basra valisi Kubat Paşa'ya ganimetten istediği haracı vermemesi, Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa'nm politik hırsı yüzünden 1554'te hizmette kusurla suçlandı. Bir oldu bittiyle zindana atıldı ve daha sonra da idam edildi.

Bu konunun ayrıntılarının derinlemesine verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Büyük Türk denizcisi ve coğrafyacısı Piri Reis'i idama götüren sebepler üzerinde durulurken farklı yorumlar yapılmakta, kimisi onun Hürmüz'de muhasarayı kaldırmak için Portekizlilerden rüşvet aldığını, kimisi devleti adına haraç ve hediye aldığını ve kimisi de bu para işinin imkansız olacağını belirterek stratejik sebeplere bağlı olarak muhasaradan vazgeçtiğini belirtiyorlar.
Hammer; Piri Reis'in muhasarayı kaldırdıktan sonra Basra'ya geldiğinde, Portekiz donanmasının, Acem körfezini kapatmak için kendisine doğru ilerlediğini haber aldığını ve bunun üzerine sadece hazinelerle yüklü üç kadırgayı yanma alarak ayrıldığını belirtir. Muhasarayı kaldırmak için rüşvet aldığı yolundaki rivayete gelince düşmanları, mesela Kubad Paşa ve diğerleri tarafından yapılan asılsız bir itham olarak değerlendirilmektedir. Piri Reis bu sıralarda 80 yaşma gelmiş bir ihtiyar ve hayli zengin bir kimse idi. Bu bakımdan onun rüşvet aldığı iddiası söz konusu olamaz. Ama onun, Osmanlı devleti adına haraç aldığı muhtemeldir. Muhasarayı niçin kaldırdığı sorusuna, daha gerçekçi bir söylemle Piri Paşa'nın askeri strateji gereği kaldırdığı cevabı verilebilir. Zira, Piri Reis burada bulunduğu sırada Portekizli­lerin Basra körfezini kapamak istediklerini duyunca içerde mahsur kalmak istemeyerek donanma gemilerinin hepsini de çağırmaya imkan olmadığından acele olarak kendisine tabi üç kadırga ile düşman gemileri gelmeden önce denize açılmıştır. Kadırgalarını Portekizlilerin elinde bırakmadı. Bu gemiler sefer esnasında topladığı ganimet mallarıyla ağızlarına kadar doluydu ve Portekiz donanmasının ani hücumuna maruz kalıp mağlup olduğu takdirde bu servetin ellerine geçmesini istemiyordu.

Öldüğünde 80 yaşının üzerinde olan Piri Reis'in terekesine devletçe el konuldu. Osmanlı Türklerinde gerçek anlamda haritacılık Piri Reisle başlar. Bu acemice, emekleyen bir görüntünün aksine, mükemmel bir çıkıştır. Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye adlı kitabı bir Türk'ün meydana getirdiği en önemli denizcilik eseri olarak dünyaca selamlanmıştır. Bu yüzden Denizler Bilgini Piri Reis Ahmed-el Karamani olarak da bilinmemektedir. Dünya haritası ve Kuzey Amerika haritasının çizimlerindeki isabet ve projeksiyon sistemindeki mükemmellik, tüm dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır.

Haksız bir şekilde idam edilen piri Reis Yarattığı evrensel boyuttaki eserleri olan, iki dünya haritası ve çağdaş denizciliğin ilk önemli yapıtlarından birisi sayılan Kitab-ı Bahriye ile günümüzde de halen yaşamaktadır.

Milli müzeler müdürü Halil Edhem Eldem, 1929 yılında, Topkapı Sarayı'nın eşsiz hazinelerinden biri olan gizli Piri Reis haritasını ortaya çıkardı. Harita o sıralar İstanbul'da araştırma yapan Alman doğubilimci Prof. Paul Kahle tarafından incelenip, 1931 yılında Leiden'de toplanan 18. Doğubilimleri Kongresi'nde dünya bilim çevrelerine sunuldu. İstanbul basınında yer alan yazılardan sonra Ankara'ya taşınan harita, Atatürk ve tarihçileri tarafından incelendi. Atatürk'ün özel ilgi ve emirleri ile devlet matbaasında tıpkıbasımı yapıldı. Birinci Dünya Haritası adı ile anılan ve deve derisi üzerine çizilen, dokuz renkte boyanıp resimlenmiş harita 86 cm. boyundadır. Üst kısmının genişliği 61 cm, alt kısmının ise 41 cm'dir. Dikkatle bakıldığında, haritanın sağ yanından boydan boya kopmuş olduğu göze çarpar. Alt kısmının genişliğinin kısa oluşu derinin olağan yapısmdandır. Bu kopma dolayısıyla Birinci Dünya Haritası'ndan geriye Atlas Okyanusu'nun boydan boya iki kıyısı kalmıştır. İspanya, Fransa, Amerika'nın doğu kısımları ile Florida kıyıları, Antiller, Güney Amerika'nın doğu bölümü bugünkü haritalara yakın doğrulukta çizilmiştir. Harita tipik bir deniz haritasıdır. Enlem ve boylam çizgileri yerine rüzgar gülü ve yön çizgileriyle, efsanevi ve gerçekçi resimlerle süslenmiştir. Harita üzerinde yer adlarının yanı sıra, keşif tarihi, efsanevi bilgiler, haritanın oluşumu hakkında notlar vardır. Harita eşsiz bir tablo güzelliğine sahiptir. Görselliğin bu denli öne çıkması, eserin Osmanlı sultanına sunulacak olmasından kaynaklanmıştır. Haritada bulunan rüzgar gülü sayısı üçü küçük, ikisi büyük olmak üzere beştir.

Güney Amerika'nın kuzeybatı bölümünde yer alan satırlarda Piri Reis'in imzası açıkça okunur: "Bunu Kemal Reis'in birader zadesi diye meşhur, Hacı Mehmet'in oğlu fakir Piri 919 (1513) Muharremülharammda Gelibolu şehrinde yazdı, Allah ikisini de affetsin."Güney Amerika üzerinde okunan aşağıdaki satırlarda Piri Reis bilim adamlarına yakışan bir dürüstlükle  haritasının kaynaklarını  açıkça belirtmektedir:

"Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif olunduğunu beyan eder. İşbu harti misalinde harti asır içinde kimsede yoktur. Bu fakirin elinde telif olup şimdi bünyad oldu. Hususan yirmi miktar hartilar ve yappamondolar'dan (Mappa Monde), yani İskender-i Zülkarneyn zamanında telif olmuş hartidir ki rubu meskun anm içinde malumdur; Arap taifesi ol hartiye Caferiye derler anın gibi sekiz Caferiyeden ve bir Arabi Hint hartisinden ve dört Portukalm şimdi telif olmuş hartilerinden kim Sint ve Hint ve Çin hendese tarihi üzerine ol hartilerin içinde mesturdur ve bir dahi Kolonbo'nun Garp tarafından yazdığı hartiden bir kıyas üzerine istihraç edip bu şekil hasıl oldu; şöyle ki bu diyarın hartisi bahriler içinde nice sahih ve muteber ise, mezbur hartide dahi yedi derya ile sahih muteberdir."

Bu satırların üzerinde yer alan bölümde ise Amerika'nın keşfi ile ilgili bilgiler verilmekte ve son cümlesinde "Mezbur partide olan bu karalar ve cezireler (adalar) kim vardır, Kolombo'nun     haritasından     yazılmıştır"      denmektedir.

Haritayı çekici kılan yönlerden biri de budur. Colombus 1492-1504 tarihleri arasında Amerika'ya 4 kez sefer etmiş ve kıyıların haritalarını yapmıştır. Ancak bu haritaların hiçbiri günümüze   ulaşmamıştır   ve   bugün   sadece   Piri   Reis'in haritasının içinde yer alan bölümü ile yaşamaktadır. Colombus'la birlikte ikinci yolculuğa kılavuz olarak katılan Juan de la Cosa'nm 1500'de yaptığı dünya haritası, Contarini'nin 1506 tarihli dünya haritası ve Martin Waldseemüller'in 1507 tarihli dünya haritası (ilk defa bu haritada Kuzey ve Güney Amerika Asya'dan ayrı bir şekilde gösterilmiştir) Amerika kıtasının yer aldığı ilk haritalardır. Piri Reis'in haritası bu üç haritadan daha doğru olarak çizilmiştir. Prof. C. Hapgood tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, Kahire'yi merkez alan hava fotoğrafları ile inanılmaz benzerlik taşıdığı görülmüştür. Erich Von Daniken ise haritanın uzay gemilerinden çekilen fotoğraflardan yapılabileceği gibi sansasyonel bir görüş ileri sürmektedir. Antarktika dağlarının haritada yer alması ise ayrı bir bilinmezdir. Yüzyıllardır buzullarla kaplı bu dağlar 1951'de ses yansıtıcı bir sistemle keşfedilmiştir. Kısacası, Colombus'un Amerika'yı keşfinden sonra yapılan haritalar içinde en isabetlisi ve bugünkü modern haritalara uygunu Piri Reis'in haritasıdır. Projeksiyon sistemi şaşırtıcı derecede mükemmeldir.

Deniz keşif komutanlarından Albay Haron Z. Ahlmeyer de Piri Reis haritası için şunları söylüyor: «— Piri Reis haritasının İngilizler, Norveç ve İsveçlilerin yaptıkları deniz seferleri esnasında elde olunan sismik profile uyması orijinal haritaların Güney Kutbu'ndaki Regine Maut topraklarını buzlar kaplamazdan evvel çizildiği nazariyesini takviye etmektedir» diyor.

Piri Reis'in ilk haritasının kayıp parçalarının aranması sırasında, Topkapı Sarayı Müdürü Tahsin Öz tarafından yeni bir  harita bulundu.   Ceylan  derisi  üzerine,   sekiz  renkte boyanmış Osmanlı tarzı süslemelerle bezeli çerçevesiyle göze çarpan bu harita da bir deniz haritasıdır. Piri Reis üslubunun tipik bir örneği olan harita 69-70 cm boyutlarındadır. Çerçevenin sadece kuzey ve batı kenarlarında bulunması, üzerindeki notların kenara gelen kısımlarının yarım kalmış olması, bu haritanın da bir kısmının yok olduğunu göstermektedir. Bu nedenle elimizdeki harita Atlas Okyanusu'nun kuzeyini, Kuzey ve Orta Amerika'yı kapsamaktadır. Harita üzerinde hemen göze çarpan ve deniz haritalarının tipik özelliklerinden olan dördü büyük ve süslü, ikisi küçük altı rüzgar gülü ile iki mil ölçeği bulunmaktadır.

Haritada iki dikey ölçeğin altındaki dört satır, Piri Reis'in imza ketebesidir ve haritanın yapım yılını da ortaya çıkarır: "Bunu 935 (1528) yılında Gelibolu'da Reis Gazi Kemal merhumun biraderzadesi diye meşhur olan Hacı Mehmed'in oğlu fakir Piri Reis tamam etti. Bu iş muhakkak onundur." Bu ketebe Arapçadır. Ancak harita üzerindeki diğer notlar duru bir Türkçe ile yazılmıştır.

Bu haritanın da, ilki gibi bir dünya haritası olduğu öne sürülmekledir. Bizce harita bir dünya haritası değildir. Kaybolmuş olan kısımlardaki alan büyük olasılıkla alt kenarda (güney) Antarktika, sağ kenarda (doğu) İstanbul'u kapsamaktadır. Piri Reis, Osmanlı başkenti ile Yeni Dünya'yı büyük ölçekli bir haritada göstermek istemiştir. Bir diğer amaç, 1513 yılında saraya sunduğu haritadaki bilgileri yeni keşifler ışığında güncelleştirerek Kanuni'ye sunmak istemiş olmasıdır. Bir başka olasılık ise, Amerika kıtasındaki yeni keşiflere ilgi duyan Osmanlı Sarayı, bu haritayı çizmek için Piri Reis'i görevlendirmesidir.

İlk haritada bulunan bazı hayali adaların bu haritada yer almaması, Amerika kıyılarının daha isabetli çizilmesi, deniz haritalarında yer alan limanların girinti ve çıkıntılarının abartılı olarak çizilmesi hatasına düşülmemesi, Yengeç  Dönencesi'nin çok az hatayla çizilmiş olması (kopuk ve kayr bölümde Ekvator ve Oğlak Dönencesi'nin de çizildiğine işarettir), ilk haritada göze çarpan efsanevi bilgi ve resimlerin bu haritada bulunmayışı, Piri Reis'in birincisinden daha doğru ve güncel bir harita oluşturma amacı güttüğünü ortaya koymaktadır.

 

 Kitabı Bahriye:

 

Büyük bir denizci olduğu kadar büyük bir haritacı olan Pi Reis, korsanlık günlerinden başlayarak gezip gördüğü yerleri yabancı kaynaklardan da yararlanarak tarihi ve coğrafi özellikleriyle birlikte kitabında anlatmış ve haritaları çizmiştir. Kitab-ı Bahriye, Akdeniz kıyılarını ve adaları bütün ayrıntısı ile gösteren en önemli eserdir. Pekçok yer haritasından meydana gelmiştir. Kitab-ı Bahriye'nin nazımla yazılan ve denizcilikle ilgili tüm bilgilerin toplandı başlangıç bölümünde, genel açıklamalardan sonra Ege, Akdeniz adaları tanıtılarak denizle ilgili gözlem ve deneyin önemi vurgulanır. Fırtına, rüzgar çeşitleri, pusula ve harita tanımından sonra dünyayı kaplayan denizler ve karaların oranı belirtilir. Portekizlilerin denizccilikteki ilerlemelir ve keşifleri, Çin Denizi, Hint Okyanusu, Akdeniz ve Ege Denizindeki rüzgarlar, Basra Körfezi, Atlas Okyanusu ayrıntılı biçimde anlatılır.Düz yazı ile anlatımın başladığı haritalı bölüm asıl metni oluşturur. Bu bölümde Çanakkale Boğazından başlayarak Ege Denizi kıyı ve adaları, Adriyatik Denizi kıyıları, Batı italya, Güney Fransa, Doğu İspanya kıyıları çevresindeki adalara ilişkin tarihi, coğrafi bilgiler verilerek Kuzey Afrika kıyıları, Filistin,Suriye, Kıbrıs ve Anadolu kıyıları izlenerek Marmariste tüm Akdeniz'in havzası noktalanır.


Kitabı Bahriye 'den Piri Reis'in önsözü



"Özellikle, güneş gibi parıldayan ve ay ışığı gibi ışıldayan, Arap ve Acem sultanlarının sultanı ve Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olan Sultan Bayezid (II) Han'ın oğlu , Sultan Selim (I) Han'ın oğlu Sultan Süleyman (kanuni) Han ki,

"Yüce Allah özellikle kendisinden inayetini esirgemesin, devletini güçlendirsin, ona zaferler versin, dünyanın yıkılacağı kıyamet gününe kadar oğullarına ömürler ve kuvvetler bahşeylesin "

"Amin "

Bu kitabın yazılış sebebine gelince, cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın yüce devletine ve mutluluklar bahşeden kapısına, zamanın bilgili kişileri, uğurlu hüdavendigarın sonsuz himmetleri ile isim ve şöhret sahibi olabilmek için, çeşitli bilim dallarında eserler vücuda getirmişlerdir. Merhum Kemal Reis'in kardeşinin oğlu olan bu zayıf ve güçsüz Hacı Mehmed'in oğlu Piri Reis de, bu ümitle,   padişah    hazretlerinin   feleğe   benzeyen   eşiğine, kudretinin yettiği ölçüde "denizcilik ilminden" ve gemicilerin sanatından yadigar olmak üzere bir kitap yazdım. Çünkü, bu ilimde, şimdiye kadar hiç kimse, böyle faydalı bir eser bırakmamıştır.

Kitab-ı Bahriye daha sonra Yavuz Senemoğlu tarafından Denizcilik Kitabı adıyla insanlığın kullanımına sunulmuştur.

 

4- Günümüzde Piri Reis:

 

Çimenlik Kalesi içinde bulunan Piri Reis Müzesi'nde, Piri Reis'in, Kitab-ı Bahriye'sini yazdığı tarihten itibaren değişik tarihlerde çizdiği üç adet Çanakkale Haritası, Dünya Haritası, Piri Reis'in yaşadığı devre ait Bayrak ve Sancaklar, Osmanlı resim sanatı olan Manzaralı Resim Sanatının üstadı Nasuh Matrakçı'ya ait kitaplardan örnekler yer almaktadır. Almanya'da 1978 yılında inşa edilen ve adını dünya denizcilik tarihinde saygın bir yeri olan Kaptan-ı Derya Piri Reis'ten alan gemi, kamuoyunda özellikle Ege Denizi'nde yaptığı araştırmalar sırasında Yunan gemileri tarafından uğradığı tacizle tanındı. Türkiye'nin denizcilik araştırmalarında ilk gemisi olan Piri Reis'in 10 personeli bulunuyor ve sefer sırasında 11 araştırmacı daha alabiliyor. Geminin üzerinde deniz canlıları, jeoloji, jeofizik, biyolojik araştırmalar yapacak ekipmanlar, bir laboratuvar ve haberleşme sistemleri yer alıyor.

Personel yetersizliği nedeni ile göreve çıkamayan Piri Reis, Urla İskelesi'ne çekildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri Entitüsü Müdürü Prof.Dr.Mustafa Ergün, enstitüye bağlı Piri Reis Araştırma Gemisi'nin çalışmalannı yürütmekte eksik personel ve yetersiz ödenek nedeniyle zorlandığını söyledi.

Piri Reis'in çıkacağı iki haftalık seferin sadece yakıt ve iaşe bedelinin 20 milyar lirayı bulduğunu, bunu kendilerine ayrılan ödenekle karşılamalarının çok zor olduğunu kaydeden Prof.Dr. Mustafa Ergün, özel sektöre yaptıkları işler ve döner sermayeden elde ettikleri gelir ile açığı kapatmaya çalıştıklarını söyledi. Prof.Dr. Ergün, "Gemi 23 yaşında, yenilenmesi gerekiyor. 2-3 yıldır kriz nedeniyle ekipman durdu. Avrupa'da devlet bu tip araştırma gemilerini merkezileştirmiş ve büyük destek veriyor. Bizde bu yapılmadığı için örneğin deprem araştırmaları için yabancı gemileri çağırıyoruz" dedi.

Yönetmen Fehmi Gerçeker, Piri Reis ile ilgili bir belgesel projesini hayata geçirmiş, ve bu "Piri Reis" belgeseli; ABD, İspanya, Portekiz ve Brezilya hükümetleri tarafından resmî TV programı kabul edilmiştir. Aynı belgesel, 1992'de Amerika'nın keşfinin 500. yılı kutlamalarının resmi TV programı unvanını aldı ve ayrıca TC Kültür Bakanlığı, New York liğilim Bakanlığı, Indiana ve Columbia üniversiteleri ödülleriyle Brezilya Deniz Kuvvetleri'nin özel kutlama plaketinin de sahibi oldu.

Ayrıca, Piri Reis'in anısına, İstanbul Yelken Kulübü hilafından geleneksel Piri Reis Kupası Dragon Yarışı adı altında bir organizasyon yapılmaktadır.
Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2008, 14:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER