banner56

Abdülhamid'i Anlamak Her Şeyi Anlamak Olacak!

Sultan Abdülhamid Han (1842-1918) yılları arasında hüküm süren Osmanlı Sultanlarının otuz dördüncüsü, İslâm halifelerinin doksan dokuzuncusudur. O, sadece kendi ülkesinde değil, bütün İslâm âleminde tabiî ve sembol bir lider vasfına ulaşmış müstesna bir şahsiyettir.

Kimisine göre cihan padişahı, kimisine göre kızıl sultan.

Peki kim Abdülhamid Han?

Zulmeden, devleti batırıp iflasın eşiğine getiren bir kızıl sultan mı, yoksa peygamber efendimiz rahatsız olmasın diye Medine’den geçen tren yoluna keçe döşeyen naif düşünceli bir sultan mı?

O dönemin şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi bir durumu izah ediyor: “Sultan Abdülhamid Han’ın idam edilmesi kararını destekledim. Ancak, altı ay sonra anladım ki Abdülhamid’in siyasetteki ağırlığı bütün meclise denk ve hatta meclisten fazla idi.” O gün de kaybetmeden elimizdekinin kıymetini anlayamıyoruz.

Bir gün borcunu ödeyemeyen bir tüccar ile Abdülhamid Han arasında bir diyalog gerçekleşir. Tüccar hünkarım bana borcunuz var der. Abdülhamid Han ne borcu efendi dediği zaman 
Tüccar: “Allah’a çok dua ettim. Dün rüyamda Efendimizi  gördüm. “Hamid’imize söyle her gece getirdiği salavatları dün unuttu. Git ihtiyacını ondan iste dedi. “size geldim. “ Abdülhamid Han defalarca tekrarlattı “Ne dedin Tüccar: ”Hamid’imize. “ Tüccarın her demesinde Sultan bir kese altın veriyordu. En son yanındakilerden birisi dayanamadı “Paşam neredeyse üzerinizde ne varsa verecektiniz” deyince Sultan Abdülhamid Han “Vallahi billahi tüm servetimi, saltanatımı istese verirdim.

Dün gece çalışıyorduk Paşa! Masamın üzerinde uyuya kalmışız. Salavatı unutmuşuz. Allah affetsin. dedi.

Bizim padişahlarımız hiç bir zaman inkarla çürüyenlerden olmamış her zaman İslam ile birlikte yükselmişlerdir. Abdülhamid Han peygamber aşıkları için İstanbul- Medine tren rayı döşetmiş ve trenlerin istasyonları da efendimiz(sav)’in yolculuk esnasında konakladığı yerlere kurulmuştur.

 Ayrıca Medine Tren İstasyonunu Efendimiz’ in ruhaniyetini rahatsız etmemek düşüncesiyle  Medine içerisinde bulunan bütün raylar, üzerinden vagonlar geçtikçe gürültü çıkarmasınlar diye keçe ile kapatmıştır. Keçe ile döşenen bu raylar da, Allah Rasulüne duyulan hürmet ve muhabbet dolayısıyla günün belli saatlerinde gülsuyu ile yıkanmıştır.

Bizim ecdadımız işte böyle hassas ve naif yürekliydi.  Abdülhamid Han bir taraftan rayları keçe ile döşetecek kadar naif yürekli, bir yandan da tahtta kaldığı 33 yıl boyunca kimseye boyun eğmeyecek kadar da dik duran mücadelesinde sert ve azimli bir Sultan idi.

Yunan kraliyet ailesinde prens Michel şu itirafta bulunuyor: Genç yaşta tahta çıktığı zaman öylesine mücadele eder, öylesine saldırılara göğüs gerer ve öylesine vuruşur ki sonunda Avrupa devletleri tahtta Sultan Abdülhamid bulunduğu müddetçe Osmanlı Devleti’ni yok edemeyeceklerini anlarlar. Onun için Sultan Abdülhamid’i devirmek için ellerinden geleni yaptılar ve tahttan indirdiler.

“Sultan II. Abdülhamid Han tahttan uzaklaştırılınca, bir gazeteci Mithat Paşa’ya sormuş: Paşam istediğiniz oldu, şimdi ülke için projeniz nedir? Paşa ‘Biz sadece Abdülhamid’i yıkmaya odaklandık, sonrası ne olur düşünmedik’ demiş. Ne oldu? İmparatorluk çöktü. Demişlerdi. Abdülhamid ‘i anladıklarında ise her şey için geç kalınmıştı. Bizler ne yazıktır ki elimizde olan değerlerin kıymetini kaybetmeden anlayamıyoruz.

Öyle bir gün gelecek ki Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi “ Abdülhamid’i anlamak, her şeyi anlamak olacaktır.
 

YORUM EKLE

banner23

banner22