Karaman'ın Temsil Ve Tanıtım Sorunu Yazdır e-Posta
Salı, 30 Haziran 2009
Orhan Yüksel
Orhan Yüksel
Temsil ve tanıtım, yaşantımızın kişisel ve kurumsal anlamda en önemli unsur ve sorunlarındandır. Bireysel boyutlu ikili ilişkilerde evladın ebeveynini, soyu nu en iyi şekilde temsil etmesi, onlara kötü söz söyletmemesi, tutum ve davranışları ile onları onurlandırması, ebeveynin de çocuklarının beklentilerine cevap vermesi, evliliklerde eşlerin birbirini en iyi şekilde temsil etmesi beklenir. Yurt dışına çıkmışsanız Ülkeni, Milletini en iyi şekilde temsil etmeniz, tanıtmanız beklenir. Tersi durumlarda olumsuzluklar gündeme gelir. Bu konuda sizler de onlarca örneği sıralayabilirsiniz.



   Kurumsal boyutta ele alındığında kurumları yöneten kişi ve kadroların yönettikleri, yetkisini ve sorumluluğunu taşıdıkları birim veya kurumu en iyi şekilde temsil etmeleri yanında, O birim veya kurumu en iyi şekilde tanıtmaları beklenir, çünkü çağımızda kurumsal tanıtım ve tanınmak da varsayılmanın ve gelişmenin en önemli unsurlarındandır.

   Kentler ve farklı boyutlardaki yerleşim birimleri konu olduğunda; kendisini O yer’e ait gören her kişi O yerleşim birimini en iyi şekilde temsil etmeli ve en iyi şekilde tanıtmalıdır. Ülkemizde Milliyetçi duygularımızın uzantısı olarak hemşerilik bilinci çok önemli bir konumdadır. Her ne kadar farklı kültürlerin saplantısı veya özentisi ile Atatürk’ün izindeki milliyetçi yaklaşımlarımız bazı kişilerce yadırgansa da, bizim için en etkin birleştirici ve tanınma unsuru bu özelliğimizdir. Bu özelliğimizi birbirimizi temsil ve ait olduğumuz yerleri tanıtım anlamında en iyi şekilde değerlendirmeliyiz, Karaman’ı ülkemize ve dünyaya çok boyutlu, olumlu tanıtmalıyız.

   Cennet misali ülkemizi dünyada tanıtmaya çalışırken; Kentlerimizi de Ülkemiz insanına tanıtma çabaları her geçen gün artmaktadır. Bu çabalar özellikle de Türkiye’nin kalbi Ankara da, dünya kenti İstanbul’umuzda öne çıkmakta, diğer kentlerimizde de yaygınlaşmaktadır. Benzeri tanıtımın öncüleri genellikle hemşeri dernekleri olmakla birlikte; bazı çağdaş, üretken yerel ve mülki yöneticiler de bu konuda çaba göstermektedirler. Trabzon, Amasya, Çorum Vb. illerimiz bu konuda farklılık gösteren, Başkentte her yıl günlerce süren, “Amasya Günleri” vb. tanıtıcı kitlesel etkinlikler düzenleyen kentlerimiz dendir. Karaman’ın da  “Konya / Karaman” olmaktan kurtulabilmesi için en az bu kentler kadar tanıtılmaya ve tanınmaya ihtiyacı vardır. Ankara ve İstanbul’daki dernek ve vakıflarımız imkânları ölçüsünde Karaman’ın tanıtımı için bir şeyler yapmaya çalışsalar da, Karamandaki yetkililer de benzeri hassasiyetleri yeterli göremiyoruz.

   Benzeri uygulamalarda O yörenin özelliklerini ve değerlerini öne çıkaran konular seçilmekte, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal aktörler hep birlikte harekete geçirilmekte, bazen kayısı, bazen leblebi, bazen mimari ve kültürel öğeler tanıtım konuları olarak seçilmektedir. Karaman’ın temsili ve tanıtımında kullanılabilecek çok önemli özellikleri, kaynakları ve olanakları vardır, önemli olan tanıtıma inanmak, bunu hissedip istemektir.

   Buraya kadar değinilen hususların başarılı olabilmesi için para dâhil birden fazla faktör gerekmekle birlikte; bu işleri başarmanın en önemli etkeni gönül sermayesi olmaktadır. Gönül sermayesi, özveri ve hoşgörü olmadan sadece profesyonel unsurlar başarmak için yetersiz kalmaktadır. Sizler de bilirsiniz ki, gönül sermayesi madde ile, para ile, görevlendirme, emir ve talimatla hare kete geçen bir güç değildir. Tamamen yaratılışla, yaşam koşulları ve eğitim süreci ile ilgili bir özellik ve duygu birikimdir. Yönetenlerde bu birikim olma dan diğer etkenlerin harekete geçmesi ve faydaya dönüşmesi düşünülemez. Çünkü çok kullanılan atasözümüzde de belirtildiği gibi “dökme su ile kuyu dolmaz”

   Topraklarında hayat bulduğumuz, havası ve suyu ile büyüdüğümüz, binlerce yıl öncesinde kimlik bulan, farklı medeniyetlere, kültürlere ev sahipliği, Beyliklere Başkentlik yapmış olan Karaman’ımız benzeri sorunların sancılarını yaşamaktadır. 1960’lı yıllarda ülkenin seçkin, çağdaş toplumsal yaşam unsurlarını sergileyen ayrıcalıklı İlçemiz, yeniden vilayet olmasına rağmen, 80’li yıllar dan sonra çürüyen siyasetin etki alanları arasına girmiş ve kabul edilmese de Konya’nın Karamanı olmaktan henüz kurtulamamıştır. Özellikle Karaman dışında yaşayan hemşerilerimiz bu rahatsızlığı sıkça yaşarlar. Karaman Konya’nın güzellikleri ile değil, bazı kesimlerin sahiplendiği özellikleri ile özdeşleştirilmeye çalışılmış ve nihayet Konya asıllı, yakın mesai ekibini daha çok Karaman dışından seçen, Başkan göreve gelmiştir. Gelinen nokta da Karaman’ın yararı için her Karamanlının olumlu tüm çalışmalarında sayın Başkana destek olması, olumsuzluklarda yapıcı eleştirilerini esirgememesi gerekmekte; yanlış anlama ve anlaşılmaları önlemek için de sayın Başkana hoşgörü yoğunluklu görevler düşmektedir.

   Son günlerde Karaman ile ilgili WEB sitelerinde okuduğumuz bazı haberlerden hareket edildiğinde;Karaman’ı tanıtmak ve geliştirmek yerine, Karaman üzerinden bireysel ve grupsal tatminlerin öne çıktığı, tanıtmak yerine kişisel tanınmanın unsurlarının etkinleştiği izlenimleri, kurumsal başarı ve etkiler yerine kişisel tepkilerin, biz yerine ben yaklaşımlarının artmaya başladığı endişeleri fısıltı ortamında yayılmaya başlamıştır. Seçtirilen Sayın Belediye başkanının henüz kenti ve kentlileri gereğince tanıyamaması nedeniyle, suflörden yansıyan seslerle yön bulmaya çalışması izlenimi, kentteki bazı rahatsızlıkların haberlere yansımasına neden olmakta, ben yaklaşımı öne çıkan sayın Başkanın, duyumları doğrultusunda kişi ve kurumlara, özellikle de sivil yapılanmalara, derneklere tepkilerini dile getirmeye başladığı izlenmektedir. Kanaatimce doğru seçeneklere ulaşabilmek,  doğru kararlarla Karamanlının beklentilerine cevap verebilmek için kuliste ki suflörün fısıltıları yerine, salondaki seyircilerin seslerinin dikkate alınması gerekmektedir.

   Bu yaklaşımlar belirli süre için Karaman da görev alan sayın Başkan için önemli olmayabilir ama Karamanlılar ve Karaman’ın geleceği için hayati önemdedir. Sayın Başkan fısıltıların etkisinden sıyrılarak, seyirciden gelen sesleri de dikkate alıp, varsa birikimlerini Karaman’ın çağdaş dünyada temsili ve tanıtımına kanalize ederse, bu davranışının sonuçları ile daha da huzur bulacağını değerlendirmelidir. Aksi durumda istemeyerek de olsa gönlümüzün şehri Karaman’a faydalı olamayabilir. Görevi bittiğinde kendisi Karaman da kalmayabilir ama, Karaman bizim için ilelebettir, aslımız neslimiz oradadır. Karaman’ın duraksamasını, kişisel tatminlere alet edilmesini, Karamanlının gerilmesini, üzülmesini istemeyiz.

   Sayın Başkanın kentsel anlamda Karaman’ı yeniden şekillendireceği de söylentilere yansımaktadır ancak; Belediyenin Ankara’da bulunan ve arsası dernek parası ve halkın desteği ile alındığı için para ödemeden, daire karşılığı yaptırarak elde ettiği iki daireyi bile satma noktasına gelmiş bütçesi ile işleri nasıl yürüteceği de merak konusudur.

   Karaman’ın daha güzelleşmesi için fazlası değil, sadece musalla ile eski garaj arasındaki bölgeyi bozan, bir zamanlar arsasında kavun, karpuz sattığım kısmen boş, ucube bina ile çevresini yıkarak devamındaki parka katabilirse, bu meydanı Yunus Emre camisi ile birleştirebilirse, Sayın Başkanın etkinliğinin yansıması, döneminin başarısı olacaktır. Elbette hayalden hedefe, hedeften hakikate ulaşılır. Hayalsiz olmaz ama genellikle hedeftekilerle paylaşılmayan hayaller olumlu sonuçlar vermemekte, hakikate ulaşmamaktadır.

   Faydalı olabilmek için menfaat rüzgârlarının uğultusundan ve yağdanlık fısıltılarından ziyade, sevgi yellerinin taşıdığı gönül seslerini ve hizmet bekleyenleri dinlemesinin kendisini de, hizmet vermeye çalışacağını düşlediğimiz Karaman insanını da daha mutlu edeceği düşüncemizi paylaşmak, iyi niyetli, olumlu çalışmalar için Sayın Başkana sağlık ve başarı dileklerimizi iletmek isteriz.

 

 

Yorum ekle

Hakaret,küfür,aşağılama vb.ifadeler içeren ve büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmamaktadır.
.
Bookmark and Share


< Önceki   Sonraki >
Karaman Kent Günlüğü