|
Cumartesi, 31 Ocak 2009 |
Sözcüklerin tükendiği yerde konuşabilmek, yazabilmek, kendini ifade edebilmek çok zor…
Bir devlet başkanı olarak siyaset arenasında insani tavrını ortaya koyabilmek te çok zor…
Bir tarafta yıllardır zulüm altında ezilen masum bir halk, diğer tarafta ülkeler arasında stratejik, askeri ve politik ilişkileri yürütmek zorunda kalan ülkeler…
Belki de işte bu sebeplerden dolayı şu ana kadar dünya tarihi üzerinde hiçbir devlet başkanı aşikâr şekilde işlenen zulüm ve işkencelere tavrını diplomatik bir ortamda haykıramadı…
Ta ki; Davos’a kadar, ta ki Recep Tayip Erdoğan’a kadar!
Recep Tayip Erdoğan’ın, dünyanın gözleri önündeki mücadelesi yapılan bu haksızlığa, katliama, akan kana DUR! demek içindi!
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın ilk konuşması ve tepkisi planlı bir hareketti. Ancak Peres’in şımarıklığının ardından gösterdiği tepki kesinlikle insanlık namına verilmiş, plansız bir tepkiydi!
Ve Erdoğan’ın bu tavrıyla Arap ülkeleri ilk defa Osmanlının şefkatli elini yeniden üzerinde hissetti!
Ve bazı dünya ülke liderleri, David Ignatius gibi provakatör moderatörler Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ile nasıl konuşulması gerektiğini öğrendi! …
Olaya ülkeler arası stratejiden bakıldığında ise, Türkiye konum itibariyle şu ana kadar batı ülkelerinin ve ABD’nin yedek ülkesi konumuna getirilmişti. Bu noktada Ak Parti hükümetinin dış politika konusundaki atılımları küçümsenecek adımlar değildir!
Şu an Türkiye orta doğu ve batı arasında köprü konumundadır. İlk defa Türkiye çok önemli toplantı ve panellerde üst düzeyde temsil ediliyor.
Gözlerden kaçmaması gereken husus şu; Artık Türkiye sadece batıya yönelik bir ülke değidir. Artık Türkiye’nin uluslar arası stratejilerinin arasında orta doğu da var, balkanlar da!
Başbakan’ın siyasi danışmanı Ahmet Davutoğlu’nun bu çok yönlü siyasete ilişkin vermiş olduğu ok ve yay siyasetini hatırlatmak isterim. ‘ Siz yayınızı ne kadar gererseniz, ok o kadar uzağa gider.’ Şu an yay orta doğu ve balkanlara doğru gerildi ve bunun sonucunda ok batıda daha da uzak noktalara kadar ulaşacaktır!
…
Erdoğan’ın dik duruşu ve net tavrı tüm çevreler tarafından destek görse de, kimi zaman eleştirildi. İsrail ile olan diplomatik ilişkilerin bitirilmesi istendi. Moritanya’da olduğu gibi, Venezüella’da olduğu gibi İsrailli Büyükelçinin sınır dışı edilmesi istendi. Ancak şu ana kadar hiçbir liderin tavrı bu kadar sert olmadı!
O zaman Erdoğan’ı ‘somut adım atmıyor’ diye eleştirenler, Davos restinden sonra yine eleştiriyor. Bundan da anlıyoruz ki, maalesef Türkiye’de bazı kesimler sadece eleştirmek için var!
…
Özellikle CHP ve MHP! Erdoğan’ın tavrını eleştirenlerin başında yer alan muhalefet tayfası!
Gazze tam 22 gün boyunca yoğun ateş altında ölümün sıcak nefesini her an üzerinde hissederken, İsrail’in yoğun saldırıları altında direnişini sürdürürken, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, katliama pencerelerini kapatarak ‘HAMAS’TAN BİZE NE Kİ?’ dedi.
Devlet Bahçeli, katliama sessiz kalmamak adına sokaklara dökülenleri ‘Garip kıyafetler giyerek dışarıda PROVAKATİF eylemler yapanlar’ olarak tanımladı.
Bu duyarsızlık karşısında açıkça görülüyor ki, bizi Davos’ta, o koltukta Erdoğan değil de diğerleri temsil ediyor olsaydı, belki de GAZZE adına bir oturum bile yapılıyor olmayacaktı!
…
Peki ya Onlar Türkiye Başbakanına yapılan bu haksız tutum karşısında Erdoğan’ın nasıl bir tutum sergilemesini beklerlerdi? Zamanında diğer devlet başkanlanlarımız ezilip büzüldüğünde, sus pus olduğunda, cevap veremediğinde de eleştiren yine kendileri değil miydi?
Akşam gazetesinde Ali Saydam’ın yazısından alıntı yapmak istiyorum. Saydam bu durumu güzel ifade ediyor ve diyor ki; ‘Çünkü büyük devletlerin ve onların himayelerindeki ülkelerin bize 'fırça' atmasına alışmışız. Temsilcilerimizin ezberlerinde her 'fırça' yiyişte, son derece kibar ve 'asilce', 'üzüntülerini bildirmek' var sadece...’
Ve saydam’ın yazının devamı; ‘Ben mi ne düşünüyorum? Söyleyeyim. Ben diyorum ki, 'Ya Tayyip Erdoğan, panel süresinin tamamının neredeyse yarısını kullanmasına izin verilen Şimon Peres'in zeytinyağı gibi üste çıkan tavrı ve direkt kendisini (Türkiye'yi) hedef alan saldırıları karşısında, modaratör paneli nihayetlendirdiği için susup otursaydı ve hiç tepki vermeseydi, acaba şu anda kendisini eleştirmekte olan takım tarafından nasıl yerden yere çalınırdı?'...’
...
İşte Erdoğan’ın Davos’taki Gazze Paneli’nde tarihe geçen son konuşmaları;
SAYIN PERES BENDEN YAŞLISIN… SESİN ÇOK YÜKSEK ÇIKIYOR… BİLİYORUM Kİ SESİNİN BU KADAR ÇOK YÜKSEK ÇIKMASI BİR SUÇLULUK PSİKOLOJİSİNİN GEREĞİDİR… BENİM SESİM BU KADAR YÜKSEK ÇIKMAYACAK.. BUNU DA BÖYLE BİLESİN.. ÖLDÜRMEYE GELİNCE, SİZ ÖLDÜRMEYİ ÇOK İYİ BİLİRSİNİZ… PLAJLARDAKİ ÇOCUKLARI NASIL ÖLDÜRDÜĞÜNÜZÜ, NASIL VURDUĞUNUZU ÇOK İYİ BİLİYORUM… ÜLKENİZDE BAŞBAKANLIK YAPMIŞ OLAN İKİ KİŞİNİN BANA ÖNEMLİ LAFLARI VARDIR… TANKLARIN ÜZERİNDE FİLİSTİN’E GİRDİĞİM ZAMAN KENDİMİ BİR BAŞKA MUTLU ATFEDİYORUM DİYEN BAŞBAKANLARINIZ VARDIR… VE BANA SAYILAR DA VERİYORSUNUZ... İSİMDE VERİRİM…MERAK EDENLERİNİZ VARDIR BELKİ ….
ŞU ZULME ALKIŞ TUTANLARI DA KINIYORUM… ÇÜNKÜ BU ÇOCUKLARI ÖLDÜRENLERİ, BU İNSANLARI ÖLDÜRENLERİ KALKIPTA ALKIŞLAMAK ÖYLE ZANNEDİYORUM Kİ, BİR İNSANLIK SUÇUDUR…
BEN BURADAN SADECE İKİ SÖZ SÖYLEYECEĞİM…
BİR – TEVRAT ALTINCI MADDESİNDE DER Kİ; ÖLDÜRMEYECEKSİN… BURADA ÖLDÜRME VAR...
İKİ- GİLAD ATSAMONİ, İSRAİL BARBARLIĞI ZALİMLİĞİN DE ÇOK ÖTESİNDE BİR ŞEY, BİR YAHUDİ… BUNUN YANINDA, İSRAİL ORDUSUNDA ASKERLİK GÖREVİNİ YAPAN OXFORD ÜNİVERSİTESİ ULUSLARASI İLİŞKİLER PROFOSÖRÜ İNGİLİZ GAZETESİ GUARDİAN GAZETESİNDE ŞUNU SÖYLÜYOR… HAYDUT DEVLET VASFINI KAZANDIĞINI BELİRTİYOR…
BUNDAN BÖYLE BENİM İÇİN DAVOS BİTMİŞTİR… DAHA DA DAVOS’A GELMEM… BUNU DA BÖYLE BİLESİN… SİZ KONUŞTURMUYORSUNUZ… 25 DAKİKA KONUŞTU, 12 DAKİKA KONUŞTURUYORSUNUZ… OLMAZ… …..
Teşekkürler Recep Tayip Erdoğan… Tüm Dünya’nın yüreğine su serptin…
Cahide Hayrunnisa Yağcı
Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
|