|
Bakan >>> Para verme diyor öğrenciye ama eğitim için gereken ödemeyi yapmıyor Öğretmen >>> Para almak istemiyor ama eğitimin sürebilmesi için zorla alıyor Veli >>> Para vermek istemiyor hatta vermiyor görünüyor ama çocuğunun eğitimi için de paşa paşa ödüyor. Öğrenci ise >>> Parayı almak isteyen öğretmeniyle vermek istemeyen velisinin arasında sıkışıp kalıyor.
İşte böyle içinden çıkılmaz bir durum, ne tarafından baksan ayrı bir problem oldu bu konu. Ülkemizde eğitim, sağlık gibi alanlarda ayrılan düşük ödeneğin açtığı sorunlar belli zaten. Para az olunca ekmek kavgası bitmiyor, herkes ayrı bir zorluk yaşıyor. Bu para alışverişinin el altından yapılması bazılarının ekmeğine yağ sürse de mağdur olanlar çok daha fazla. Öyle ki yurdun dört köşesinden şikâyet var ama sesleri duyulmuyor. Bende biraz olsun seslerini duyurmak, bu ciddi sorunu ortaya getirebilmek için küçük çaplı bir araştırma yaptım. Karaman’da bir lise fotokopi ve yakıt parası adı altında 30 lira istemiş. Vermeyen öğrenciler düşük sözlü notuyla tehdit edilmişler. Yine Karaman’da bir ilkokulda 10 lira toplanmış ve ödemeyenler yazılıya alınmamakla korkutulmuş. Mersin’de ve Konya’da bir lisede 40 lira istenmiş velilerden. Konya’nın Ilgın ilçesinde bir lisede ise 30 lira yakıt, 20 lira okula katkı payı adı altında toplam 50 lira para alınmış. Afyonda bir lise 50 lira alırken, Afyonda bir ilkokul 20 lira istemiş. Vermeyenler de yine sözlü notuyla korkutulmuş. Urfa’da bir ilkokulda para toplayamadıkları için her dönem başında öğretmenlerin maaşından 25 lira kesiliyormuş. Okul müdür yardımcısı, okulun ihtiyaçlarını gidermek için öğrenciyi sıkıştırmaktan bıkınca bu yola başvurmuş. Yeterli gelmeyince de devletin doğudaki öğrencilere gönderdiği 75 liranın 5 lirasını alıkoymuş. Şimdi o paralarla okulu boyatıyorlar. Her ne kadar durumdan şikâyetçi olsa da devletin kömür yardımından başka bir ödeneği olmadığını söylüyor. Bu nedenle de velilerin gereken anlayışı göstermesi gerektiğini düşünüyor. İzmir’de bir ilkokulda, öğrencilerinden 10’ar lira toplamak zorunda kalan öğretmense; “Bir öğretmenin görevi para toplamak olmadığı gibi yaş ortalaması çok küçük olan bu öğrencileri para için sürekli sıkıştırmakta olmuyor. Ayrıca öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki bozuluyor. Öğrenciler şikâyetçi olduğunda ise idare geri çekilince olan öğretmene oluyor. Bu nedenle açığa alınan arkadaşlarımız olmuştur.” Diye anlatıyor şikâyetlerini. Şu tablodan sonra fazla söze gerek yok sanırım; durum ortada. Zaten bu tabloya bile gerek yoktu. Bugün Karamanda bir lisede öğretmen “Kütüphaneye kitap getirenlere, yüksek sözlü notu vereceğini” söylüyorsa eğer; sorun ortada demektir. Sonuçta bu öğretmen, gelen kitapları kişisel kütüphanesine götürmeyecek. Okuldaki kitap sorununu aşmak istiyor ama bu amaçla da yeni bir sorun çıkarıyor. Çünkü daha ilkokulda “Her şey para!” zihniyetiyle tanışan bu çocuklar ileride de iflah olmuyor. Bizim halimiz ortada peki, yurt dışında durum ne diye merak ettim. Öğrendiğime göre Fransa’da, yıl içinde para mevzusunda kesinlikle öğrencilerle muhatap olunmuyor. Ama her yıl düzenli olarak ta kayıt parası adında bir ödeme yapılıyor. Alan razı veren razı yani. Hem de çok yüksek miktarlarda olmasına rağmen. Bizim farkımızsa her zamanki gibi işleri saman altından su yürüterek işletmeye çalışmak. Birilerine iyi görünmek, göz boyamak hatta yalakalık yapmak… Kolay değil tabi, AB bizi bekler! Her neyse, diyeceksiniz ki sorun belli ama şimdi ne oldu, sen yazınca ne değişti? Evet, şimdilik hiç bir şey değişmedi, değişmesi de zor. Ama en azından bu yazıyı okuyanlar kendi üstüne düşeni yapabilir. Bir öğretmeni para istedi diye şikâyet etmeden önce iki kere düşünebilir örneğin. Veya imkânınız yerindeyse, konuyu inat meselesine bindirmek yerine, sizde bir ucundan tutabilirsiniz eğitimin. Parayı teslim etmeyin ama okulun bir eksiğini alın mesela. Bağışsa bağış işte. Şunu unutmayın eğitende, eğitilende, eğitimde bizim. Yanlışa yanlışla cevap vererek bir yere varamayız. Gördük tabloyu, herkes haklı nihayetinde… Esma Eskiler |